Kısaca “dînî denetim” diye ifade etmeye çalıştığım vazifeye dinî kaynaklarda “emir bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker” deniyor. Bu vazife gereği müslümanların, açıkça işlenen ve dine, ahlaka, örf ve âdete aykırı olan fiiller ve davranışlar karşısında tavır almaları, bu davranışları engellemeleri ve sahiplerini ıslah etmek için çaba göstermeleri gerekiyor. “Hisbe” diye de ifade edilen bu konuda yazılmış birçok kitap, makale ve bölüm vardır.
->
Günümüzde Müslümanların faiz karşısında ve faizli muamelelerde çok hassas olmaları, bu hususta en küçük bir kapıyı dahi aralamamaları gerekmektedir. Çünkü, alışveriş piyasası ve ticarî münasebetler öyle bir hal almıştır ki, kişiyi adeta faize bulaşması için zorlamakta, başka türlü işinin görülemeyeceği zannını vermektedir.
İşte bu çeşit durumlar karşısında, imanlı hayatına zarar gelmemesi için mü’minin uyanık ve akıllı davranması kaçınılmaz olmuştur.
->
akıl sağlığı bozuk olanların imtihanı nasıl olacaktır sorguları kolaymı zormu olacaktır yazımızın tamamını okduğunuzda bu sorunuza cevap bulabileceksiniz.
Eşariye göre, Allah’ın vahiy mesajını alamayan, peygamberlerin tebliğlerine muhatap olamayan bir kimsenin sorumluluğu yoktur.
“Biz bir peygamber göndermeden kimseye azap etmeyiz.” (İsra, 17/15).
bu zamanda hemen hemen her peygamberin filmleri yapılmaktadır acaba bu dinimizde caizmidir bu konuyu irdeleyelim inşallah kardeşlerim.
Resim konusunda en geniş olan yoruma göre bile fetva verirken, resmi yapılan şeyin tapınma konusu olup olmadığına bakıyoruz ve “tapınılan, kutsanan, kutsallık izafe edilen şahıs ve şeylerin resim ve heykellerinin yapılması caiz değildir; yasaklayan hadislerden bu kastedilmektedir” diyoruz. Hz. İsa ve Hz. Meryem milyonlarca kişi tarafından, tanrılık özelliğine sahip birer varlık, tanrıyı oluşturan unsurlardan ikisi olarak bilinmiş, inanılmış ve tapınma konusu olmuştur. Bu sebeple onların resim ve heykellerini yapmak da caiz değildir.
Bakara Sûresi’nin 221. âyeti, kadın erkek farkı gözetmeksizin kesin ve açık olarak müşriklerle müslümanların evlenmelerini yasaklıyor. Müşrik, Allah Teâlâ’ya zatında veya sıfatlarında ortak koşan, başka tanrı veya tanrıların veya tanrının sıfatını taşıyan varlıkların bulunduğuna inanan, bunlara tapan kimsedir. Ehl-i kitaptan maksat ise, İslam dini geldiğinde asıl dinlerinden uzaklaşmış, iman ve ibadette yanlış yollara sapmış,
nevruz farca vew ve ruz kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş olup yeni gün anlamındadır.
nevruz baharın gelişinin ,doğanın uyanışının bolluk ve berekete kavuşmanın sevincinin simgesidir.
Nevruz türk dünyasının engin coğrafyasında yaşayan toplumların pek çoğu tarafından yaygın bahar bayramıdır.
bu bayramın anadolu ve türk kültürünün yayıldığı bölgelerde son derece köklü ve zengin geçmişi vardır.Tasbiat ile iç içe aşayan toprağı ana olarak vasıflandıran türkün düşünce siisteminde baharın gelişi elbette önemli bir yere sahiptir.
Hıristiyan’ların İsa’nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı,
çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır
Türkler’in, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,
yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor
Buna hayat ağacı diyorlar Bu ağacı, motif olarak bizim
bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz
Mazeretsiz olarak geçirilmiş namazların kazasının farz olduğu konusunda genel kabul bulunmakla beraber, kazanın eda (zamanında kılma) yerine geçeceğini kimse iddia edemez. Namaz, vakti içinde yapılması gereken çok önemli bir ibadettir.
Töre cinayetleri üşkemizde genelde kadınların maruz kaldığı cinayetlerden birisidir.bu olayın arkasında genel olarak sosyal kültürel,ekonomik,birçok sebep tarih ve coğrafyadan gelen pekçok unsur bulunmaktadır..
Töre cinayetlerinin temelinde büyük ölçüde ataerkil zihniyetin hakim olduğu ,erke varlığın önceleyen yada merkeze alan bir anlayışın kadınlarda ilgi ve algı kabul etmektedir.
Kadfını kendi varoluş serüveninin öznesi kabul etmeyen bu anlayış,doğumundan itibaren onu erkekten aşağı ikinci bir cins olarak algılayan yanlışınja düşmekte ,ayrıca bu yanlışı dine onaylatma gayreti içerisine girmektedir.
Hayırlı Cumalar, Muhterem Cemaat!
Cenab-ı Hak bize sayısız nimetler ihsan etmiş, bu nimetlerden istifade ederken aşırılıktan sakınmayı, orta yolu takip etmemizi istemiştir. Sevgili Peygamberimiz “İşlerin en hayırlısı orta ve itidal üzere olanıdır” buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de İslâm toplumu “orta ümmet” diye anılır.
Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
“Eğer siz Allah’tan hakkıyla korksaydınız, kendisiyle birlikte cehaletin yeri olmayan ilmi elbette ki tahsil ederdiniz. Şayet, siz Allah’ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.” (Suyuti, Cami’u’s-Sağir 5:319, Hadis No:7448)
Kuranı kerimde (andolsun zamana ki,insan gerçekten ziyan içindedir.asr)buyrulmaktadır.bu ayet zamanın önemine işaret etmektedir.Peygamber efendmizde hadisi şerifinde ,insanın iki şeyin kymatini bilmemktedir boşa geçirmektedir,birisi zaman birisi sağlıktır.buhari)zamanın önemine işare etmektedir .
Social Widgets powered by AB-WebLog.com.