
Devamlı başa gelen ve sorulan bir soru olduğu, ellerde dolaşan fıkıh ve ilmihal kitaplarında da çözümü bulunmadığı (veya zor çözümler ileri sürüldüğü) için, İbn Kayyim el-Cevziyye’nin (v.751/1350; Hanbelî mezhebinde yetişmiş, müctehid derecesinde bir fıkıh âlimidir) bu konudaki yazısını (İ’lâmu’l-muvakkı’în, Kahire, 1955, C., s.25-41) özetleyerek aktarmayı faydalı buldum.

HAC
Muhterem Müslümanlar!
Hac, İslâm’ın temel esaslarından biridir. İmkân bulabilen kimsenin hacca gitmesi farzdır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.”
İbrahim (a.s) Kabe’nin inşasını tamamladığında Allah Teâlâ O’na şöyle emretti. “İnsanlara haccı ilan et. Gerek yaya olarak, gerekse binekler üzerinde uzak yoldan senin çağrına koşup gelsinler.” Bu çağrıyı alan müminler, dün olduğu gibi bu gün de Dünyanın dört bir yanından Kâbe’ye akın ederler ve bu yolda her türlü fedakarlığa katlanırlar.