Ziyaretçi Sorusu

kaza namazı kılacağımızda ezan okumamız gerekir mi.kamet getirmemiz gerektiğini biliyorumda;ezan şart mı

12 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Dünyanın bir ucunda olan ve dinimizden bi haber olan kişilerin durumu ne olacak

Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Şayet günümüzdeki bu kadar iletişim vasıtalarına rağmen hala böyle bir kimse varsa, sadece Allah’ın varlığını bilmekle yükümlü olacaktır. Çünkü insan aklı Yaratıcı’nın varlığını idrake haizdir.
Aklı başında olan her insana, Allah’ın varlığını bilip tasdik etmek farzdır. Kâinatta her zerre, ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcı’nın varlığına şahadet edip dururken, her şeyin üstünde bir akla sahip olan insanın bunu anlamaması, bunu düşünüp bulmaması caiz olamaz. Onun içindir ki, insan nerede ve hangi zamanda yaşamış olursa olsun, kendi aklıyla düşünerek Allah’ı bulması ve bilmesi, üzerine farzdır.
Allah Teâlâ insanlara, dinî vecibelerini beyan eden bir Peygamber göndermemiş bile olsa idi, akılları ile Allah’ın varlığını ve birliğini bilmek onların üzerine vacip olurdu, Şu kadar ki, böyleleri, yani Peygamberlerin tebligatından haberi olmayanlar; ibadetler, namaz, oruç, zekât vesaire şer’i hükümlerle mükellef değildirler. Çünkü bu gibi şer’i hükümler yalnız akıl ile anlaşılmaz. Onlar ancak bir Peygamberin haber vermesiyle bilinir.
alıntı)

19 Aralık 2011
Okunma
bosluk

Bir ambulans hemşiresinin ibadetle ilgili mühim bir hatırası)

Siradan bir hafta sonuydu. Tatilin tadini çikarmak adina geç saatlerde kalkmış, kahvaltı yapıp, “bugün ne yapabilirim, geriye kalan vaktimi nasil degerlendirebilirim” diye düşünürken cep telefonum çaldi. Çalıştığım hastaneden arıyorlardi. Ne olabilirdi ki? Umarım, tatilimi mahvedecek bir şey değildir, diye düşündüm.
Görevli arkadaş “icapçı hemşire” olduğumu, İstanbul’a bir hastanın götürüleceğini ve en geç 20 dakika içerisinde hazır olup hastaneye gelmem gerektiğini söyledi. Ben de hazırlandım tabi, ama söylene söylene.. Nereden bilebilirdim bu yolculuğun hayatımı değiştireceğini..Hastaneye geldiğimde ambulans hazır halde beni bekliyordu. Fakat hasta yoktu. Burada kaldığı bir evden alınıp, sonrasında da İstanbul Fatih’teki evine bırakılacaktı.
— Oh, dedim, demek ki hastanin önemli bir problemi yok.. Gerekli malzeme kontrollerini yaptıktan sonra yola koyulduk.
Hastanın bulunduğu eve vardığımızda, bir doktor karşıladı bizi. Hastanın ilerlemiş bir beyin tümörünün olduğunu ve yapmam gerekenleri bir bir anlattı. Hastayı sedyeyle ambulansa aldığımızda, bilinci yarı açıktı. Bazen bizi işitiyor, bazen de derin bir uykudaymışçasına hiç konuşmuyordu. Eşi de yanında refakat etmekteydi. Bir süre bu şekilde gittikten sonra, hasta idrarının geldiğini söyledi. Bir “ördek” yardımıyla bu işi hallettik. Sonrasında da, eşinin kulağına bir şeyler fısıldadı.
— Eşinizin ağrısı mı varmış, dedim.
— Hayır, namaz vakti geldi mi diye soruyor, dedi. Abdest alacakmış da..

13 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Âdet gören kadının Kur’an okuması.

Âdet gören kadının Kur’an okuması.

 

İbn Rüşd Mushaf’a dokunma konusunda özetle şunları söylemiştir: Cünüp olanın Mushaf’a dokunmasını bazı fıkıhçılar caiz görmüş, çoğunluk ise menetmişler; yani caiz olmadığı hükmüne varmışlardır. Bunlar abdesti olmayan kimselerin de Mushaf’a dokunmalarının caiz olmadığın söyleyenlerdir. Bu ihtilafın (farklı ictihadın) sebebi, “Ona tertemiz olanlardan başkası dokunamaz” (Vâkıa: 56/79) mealindeki âyettir. Abdest bahsinde bu âyetle ilgili farklı anlayışlardan söz ettik. Hayızlı kadınların Mushaf’a dokunmasını caiz görmeyenler de yine aynı delile dayanmaktadırlar (31).
İbn Hazm de Mushaf’a abdestsiz veya cünüp ve hayızlı olanın dokunmalarının caiz olduğunu savunurken Hz. Peygamber’in (s.a.) Herakliyüs’e gönderdiği mektupta âyetin de bulunduğu, mektubun bir gayr-i müslime verildiği ve onun âyete dokunmasında sakınca görülmediği vâkasına dayanmaktadır. Çoğunluğun dayandığı “Mushaf’a abdestsiz ve cünüp olanların dokunamayacağını ifade eden” rivayetin ise sahih olmadığını, sahih olanın ise mürsel olduğunu (Hz. Peygambere kadar raviler zincirinin kesintisiz

4 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Camide başlamış olan cemaate mi uymalı,yoksa sünneti mi kılmalı?

Okuyucum koşarak gittikleri camideki durumlarını anlatırken şöyle diyor:
-Arkadaşımla birlikte öğle namazı için koşarak gittiğimiz camide kamet getirilmeye başlandığını gördük. Arkadaşım hemen bir köşeye çekilip öğlenin sünnetini kılmaya başladı, ben ise sünneti kılmayıp başlayan cemaata iştirak etmeyi tercih ettim. Sünneti farzdan sonraya bıraktım. Sonra kendi aramızda bu durumu konuştuk.

7 Temmuz 2011
Okunma
bosluk

Çek Senet Gibi Kağıtları .kırdırmak Caizmidir?

Günümüzde Müslümanların faiz karşısında ve faizli muamelelerde çok hassas olmaları, bu hususta en küçük bir kapıyı dahi aralamamaları gerekmektedir. Çünkü, alışveriş piyasası ve ticarî münasebetler öyle bir hal almıştır ki, kişiyi adeta faize bulaşması için zorlamakta, başka türlü işinin görülemeyeceği zannını vermektedir.

İşte bu çeşit durumlar karşısında, imanlı hayatına zarar gelmemesi için mü’minin uyanık ve akıllı davranması kaçınılmaz olmuştur.

29 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Din Akıl Bilim İlişkisi

Bu soru bir kitaplık cevap ister. Buradan size uzun yazmam mümkün değil. Kısaca cevap vereyim:
İnsanların bilgi edinme, gerçeği -kesin veya kuvvetli ihtimal düzeyinde- öğrenme yolu yalnızca bilim değildir. Bilim gözlem ve deneye dayanır; bu alanlara girmeyen konular ve gerçekler bilimin dışında kalır. Bunların (dışında kalanların) bir kısmı akıl ile, düşünce ile bilinir. Bir kısmı ise akıl ile de -ya hiç veya tam olarak- bilinemez; işte bu alanda geçerli bir bilgi kaynağı da vahiydir. Peygamberler dışında kalan insanlar vahyi alamazlar; ancak iki yoldan vahiy ile gelen bilginin doğru olduğu sonucuna (akıl yoluyla) varırlar: 1. Peygamberlerin hayat ve şahsiyetlerini öğrenirler ve böyle insanların yalan söylemeyecekleri sonucuna ulaşırlar. 2. Vahyin söylediklerinin, akıl ve bilimle çatışmadığını, kendi arasında tutarlı olduğunu ve aklın sorup da cevaplayamadığı konularda tatmin edici bilgiler verdiğini görürler. Hasılı bilimin alanı dardır, akıl ondan daha geniş olmakla beraber bütün bilinmezler için o da yetersiz kalır. Din aklın ve bilimin yeterli olduğu konularda teyit ve irşad edici olur, yetersiz kaldığı konularda ise aydınlatıcı bilgiler ve hayat kuralları getirir, ama bunlar bilim ve akıl ile çatışmaz, çelişmez.

23 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Şiddetli geçimsizlikte ne yapılmalıdır?

Bize gelen sorular, günü gününe cevap vermeye yetişemeyeceğimiz kadar çok olduğu için mecburen sıraya koyuyorum, bazan acil olduğu için soru sahibine kısa cevap veriyorum, eğer özel ve gizli bir durum yoksa daha geniş cevabı, sırası geldiğinde dergide veriyorum. Bu soruya kısaca aşağıdaki cevabı vermişim:
“Çocuklarınızın olması önemli bir problem, boşansanız da, boşanmadan bir evlilik daha yapsanız da çocukların ne olacağını düşünmeniz gerekiyor. Eğer bu konuda uygun bir çözüm bulabiliyorsanız önce ikinci bir evlilik yapmayı düşünebilirsiniz. Bunu eşinize açarsınız; ya düzelir veya size izin verir, kendisi de annesinin dizinin dibinde yaşar.”
Aradan aylar geçtikten sonra sırası geldiği için birkaç cümle daha ekleyeyim:
Örtülü ve tarikatlı olmak, yukarıda sayılan huysuzluklar bulunduğunda bir şekilden ibarettir; manevi ve ahlaki değeri yoktur.
Bugün sosyo-psikolojik şartlar değiştiği, ikinci evlilik birinci kadına büyük zararlar verdiği için, ortada önemli bir mazeret/sebep bulunmadan, sırf nefsi doyurmak için -ki, asla doymaz- ikinci bir evlilik yapmanın erkeği günaha sokacağını daha önce ifade etmiştim. Yukarıda anlatılan hikaye hem ikinci bir evlilik için -İslam’a göre- önemli bir meşrulaştırıcı sebeptir, hem de böyle bir kadına zarar vermeyecektir. Bu sebeple -çocuklar da düşünülerek- boşanmadan önce, denenmesi tavsiye edilmiştir. Kadınlardan biri izin verdiği, razı olduğu sürece diğeri ile daha fazla bir arada olmak sakıncalı değildir.
hayrettin karaman

22 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Namazdaki sayılı ve belli şekillerdeki hareketlerin manası nedir?

Bu sorumuzun cevabı hayrettin karaman hoca efendimizin cevbı şu şekildedir.

Namazın sayı ve şekil tarafının hikmeti (sırrı, sebebi, derin manası) üzerine yorumlar yapılmıştır, ama bunlar beşeridir, kullar kendi hal ve intibalarına göre yapmışlardır, herkesi bağlamaz. Kısaca şunu söyleyebilirim: Namazdan maksat Allah ile daha canlı, daha yakın, daha etkili… ilişki kurmaktır. Bu maksatla yapılan başka bir hareket namazın yerini tutmaz (tutsaydı o da emir veya tavsiye edilirdi). Bu yaklaşma (kurb, tekarrub) ve beraber olma (huzur, vuslet) tecrübesinde zihin, şuur ve beden işbirliği yapmalıdır; bu üçlü işbirliği amacı daha kolay sağlar. Ellerimizi yukarıya kaldırarak “Allahu ekber: Allah uldur, ondan ulusu yoktur” dediğimiz zaman önümüzdeki dünya işlerini, mâsivâyı (Allah’tan başka ne varsa hepsini) arkaya atarız; çünkü hiçbir şey O’ndan büyük ve önemli değildir, sonra O’nun kelamı (Kur’an) ile konuşmaya başlarız, bu konuşma bizde, sevgilisinin mektubunu okuyan aşık misali bir hasret, bir iştiyak, bir kavuşma arzusu uyandırır, bu arzuyu tatmin için huzurda eğiliriz, bu hareket arzuyu biraz daha kamçılar, yerlere kapanmak isteriz, bu da tam olsun diye tekrar düzelir ve oradan secdeye gideriz, secde kulun Allah’a en yakın olduğu andır, orada mirac yaşanır, sonunda oturur tahiyyât okuruz; tıpkı mirac sonrası Efendimizin okuduğu gibi. Tahiyyat Allah’a içten niyazımızı, övgümüzü, duygularımızı sunmaktır, karşılıklı selamlaşmaktır, yaşanan tecrübe sonunda tanıklık ederek O’nun varlık ve birliğini güçlü bir şekilde dile getirmektir…

21 Haziran 2011
Okunma
bosluk

BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ YOK

biz değirmenlik 14 mekanize zırhlı tugayında nöbet tutan ve alevkayasında nöbet tutan askeride biliriz mardin dargeçiddekinide sayın NİHAT HATİPOĞLUNUN KÖYÜ HAZRO YUDA BİLİRİZ DİYARBAKIRA 80 KM GİBİ VAN ERCİŞ,te o bakıkların nöbetini tutan askeride biliriz horosanıda biliriz tokat turhalıda biliriz samsuna gider iken meçul askeride biliriz AZİZ MAHMUT HÜDAYİ,ÜSKÜDARI BİLİRİZ GAZİANTEP ESKİ YOLUNDA SEVGİLİ OKAŞE ,YİDE BİLİRİZ BİZ HZ Muhammed Efendimizin ANNESİ VE ONA SÜT ANNELİK YAPAN KORUYAN ANNELERİDE BİLİRİZ BİLİRSİNİZ HASTALIK OLMASIN DİYE

16 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Karşı Cİns İle Tokalaşmanın Hükmü Nedir?

Karşı cins ile tokalaşmanın ne gibi vebali vardır ,dinimizde hukmu nedir bu konuda hayrettin karaman hoca efendinin fetvası şu şekildedir.

cevap:Allah seni güzel niyetin ve takvâ erdeminle daim eylesin!
“Allah Rasulü (s.a.) kadınlarla musafaha yapılmasını haram kılmıştır. Ben bir bayanın elini tutmak zorunda kalırsam harama gireceğim” diyorsun. Peygamberimizin bunu haram kıldığına dair hadis yoktur.

8 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Boşanmış bir çiftin çocuklarının (annenin yanında kalıyor) fitresini vermek babaya mı düşer anneye mi?

Yazar: Ahmed Şahin 2011-06-06
Karı–kocanın ayrılması halinde genel kaide şudur: “Çocukların bakımı anaya, masrafın karşılanması da babaya aittir.” Zira bakmak için gerekli olan şefkat ve beceriklilik anada, imkan hazırlayıp masraf karşılama kabiliyeti de babadadır. Bu bakımdan fitrelerini de babalarının ödemesi gerekir.

6 Haziran 2011
Okunma
bosluk
islam,ahlak,iman,dini soru Son Yazılar FriendFeed
topshop
seo kitabı
reklam
reklam
Tarayıcınızda Flash oynatıcı desteği bulunmamaktadır.

AVON ÜRÜNÜ SATIN AL

Tavsiye Bağlantılar



Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Avon Ürünleri
Genel Genel
Son Dakika Haber