<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Soru ve Cevaplar &#187; din</title>
	<atom:link href="http://www.islamisorucevap.com/tag/din/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamisorucevap.com</link>
	<description>Dini Sorularınıza Cevap Bulacağınız Site</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 12:10:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Akıl sağlığı bozuk olanların sınav dünyasında ne işi var?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/akil-sagligi-bozuk-olanlarin-sinav-dunyasinda-ne-isi-var</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/akil-sagligi-bozuk-olanlarin-sinav-dunyasinda-ne-isi-var#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 May 2011 11:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İtikat]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=473</guid>
		<description><![CDATA[akıl sağlığı bozuk olanların imtihanı nasıl olacaktır sorguları kolaymı zormu olacaktır yazımızın tamamını okduğunuzda bu sorunuza cevap bulabileceksiniz. Eşariye göre, Allah’ın vahiy mesajını alamayan, peygamberlerin tebliğlerine muhatap olamayan bir kimsenin sorumluluğu yoktur. “Biz bir peygamber göndermeden kimseye azap etmeyiz.” (İsra, 17/15). Maturidiye göre ise, Allah’ın varlığına inanmak, -peygamber gönderilmeden de- gereken bir görevdir. Buna göre, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-1175961506992236";
/* islami soru */
google_ad_slot = "8993362601";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p>akıl sağlığı bozuk olanların imtihanı nasıl olacaktır sorguları kolaymı zormu olacaktır yazımızın tamamını okduğunuzda bu sorunuza cevap bulabileceksiniz.</p>
<p>Eşariye göre, Allah’ın vahiy mesajını alamayan, peygamberlerin tebliğlerine muhatap olamayan bir kimsenin sorumluluğu yoktur.</p>
<p>“Biz bir peygamber göndermeden kimseye azap etmeyiz.” (İsra, 17/15).<span id="more-473"></span></p>
<p>Maturidiye göre ise, Allah’ın varlığına inanmak, -peygamber gönderilmeden de- gereken bir görevdir. Buna göre, bu insanlar da Allah’a iman etmekle imtihan edilmektedir.</p>
<p>Ayrıca, bu insanların yaratılması, din, ekonomi ve benzeri yönlerden diğer insanlar için bir imtihan olabilir.</p>
<p>Ancak her şeyin en önemli gayesi ve neticesi onu yaratanına bakar.</p>
<p>Varlıklar, Allah’ın sonsuz kudretini, ilmini ve diğer sıfatlarını göstermektedir. İmtihana katılamamış olanların bu açıdan varlıkları önemlidir.</p>
<p>Her eser sahibi kendi eserini önce kendisi temaşa eder ve sanatını kendisi takdir eder. Sonra da başkalarına göstererek onların takdir ve tebriklerini alır. Misalde hata olmasın, Allah Teala Hazretleri yarattığı her mahlukunu, yazdığı her mektubu önce Kendisi Zatına uygun olarak temaşa etmektedir. Ayrıca bu eserini ve sanatını diğer şuurlu varlıklara da göstermektedir.</p>
<p>Bu açıdan İslamiyet&#8217;ten haberi olmayan ve akli dengesi bulunmayan insanlar da aynı şekilde boşuna yaratılmamıştır.</p>
<p>&#8220;Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca.&#8221; ifadeleri de bize her sanatkarın, her ustanın ruh halini yansıtır. Demek ki insana bu duyguyu veren Allah da kendi sanatını görmek ve göstermek istiyor.</p>
<p>&#8220;Hüner sahibi her sanatkâr, sanatını teşhir etmekle ve sanatının tasavvur ettiği tarzda işlemesiyle ve istediği neticeleri vermesiyle iftihar eder.&#8221; (Nursi, Otuzuncu Lem&#8217;a)</p>
<p>Yine &#8220;Malumdur ki, her bir cemal sahibi, kendi hünerini teşhir ve ilan etmekle nazar-ı dikkati celb etmek ister ve sever. Ve hüneri gizli kalmış bir güzel hakikat ve güzel bir mana, meydana çıkmak ve müşterileri bulmak ister ve sever.&#8221;</p>
<p>İşte İslamiyetten haberi olmadığı için sorumlu olmayan o insanlar, büyük bir sanat eseridir. Bu yönüyle onun Yaratıcısı o sanatını kendine layık mukaddes ve münezzeh olarak temaşa ediyor, seyrediyor. Ayrıca melaike gibi şuurlu varlılara da seyrettiriyor.</p>
<p>Diğer taraftan her varlığın iki yönü vardır. Biri yaratıcıya diğeri ise yaratılana bakar. Var olmak yaratılan hakkında tam bir rahmettir. Zira varlık mutlak hayırdır. Yaratılan her şey, bu varlık nimetini tadıyor. Çünkü yoklukla mukayese ettiğimizde var olmanın bir rahmet olduğu muhakkaktır.</p>
<p>Allah&#8217;ın, sonsuz nimetlerinden bir tanesi de akıldır. Bu nimetin verilmemesi, varlık nimetini anlamsız kılmaz. Camit olan bir taşın dahi varlığı yokluğuna tercih edildiği için, sadece var olması bile büyük bir nimettir. Akli melekesi olmayan bir insana hidayet nimeti tattırılmasa bile, Allah&#8217;ın ona varlık mimetini, hayat nimetini, yaşama nimetini tattırmak için onu yaratması hikmet ve rahmetin gereğidir. Zira o insanın vücudu, hücreleri yine lisanı halle rablerine ibadet edeceklerdir. Nitekim bütün hayvanların ibadetleri de böyle değil midir?</p>
<p>Bir çiçeğin, bir hayvanın varlığını gereksiz görmüyorsak, akli melekesi olmaya bir insanın da yaratılışını anlamsız görmemek gerekir. Ayrıca bu insanlar ahirette cennete ehli olmaları hasebi ile bu dünyada yaratılmaları da ayrıca bir rahmettir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/akil-sagligi-bozuk-olanlarin-sinav-dunyasinda-ne-isi-var/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslüman kadının gayr-i müslim erkekle evlenmesinin caiz olmamasının hikmeti</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/musluman-kadinin-gayr-i-muslim-erkekle-evlenmesinin-caiz-olmamasinin-hikmeti</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/musluman-kadinin-gayr-i-muslim-erkekle-evlenmesinin-caiz-olmamasinin-hikmeti#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2011 20:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[ilamhal]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=438</guid>
		<description><![CDATA[Bakara Sûresi&#8217;nin 221. âyeti, kadın erkek farkı gözetmeksizin kesin ve açık olarak müşriklerle müslümanların evlenmelerini yasaklıyor. Müşrik, Allah Teâlâ&#8217;ya zatında veya sıfatlarında ortak koşan, başka tanrı veya tanrıların veya tanrının sıfatını taşıyan varlıkların bulunduğuna inanan, bunlara tapan kimsedir. Ehl-i kitaptan maksat ise, İslam dini geldiğinde asıl dinlerinden uzaklaşmış, iman ve ibadette yanlış yollara sapmış, kitaplarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bakara Sûresi&#8217;nin 221. âyeti, kadın erkek farkı gözetmeksizin kesin ve açık olarak müşriklerle müslümanların evlenmelerini yasaklıyor. Müşrik, Allah Teâlâ&#8217;ya zatında veya sıfatlarında ortak koşan, başka tanrı veya tanrıların veya tanrının sıfatını taşıyan varlıkların bulunduğuna inanan, bunlara tapan kimsedir. Ehl-i kitaptan maksat ise, İslam dini geldiğinde asıl dinlerinden uzaklaşmış, iman ve ibadette yanlış yollara sapmış,<span id="more-438"></span> kitaplarının aslını kaybetmiş de olsalar gelip geçmiş bir peygambere ve onun getirdiği dine inanan, İslam&#8217;a göre bozulmuş olan bu dini doğru/sahih bilen ve bulan insanlardır. Bakıldığında ehl-i kitabın -en azından bir kısmının- inancı içinde şirk unsurlar da vardır; Allah&#8217;a mahsus bazı sıfat ve özellikleri İsâ ve Meryem gibi bazı yaratılmışlarda da var saymakta, bunlara da ibadet etmektedirler. Bu sebepledir ki ehl-i kitabın inancı -şirkten kurtulmadıkları sürece- onları ahirette kurtuluşa erdirmemekte, cehennemlik olmaktan kurtarmamaktadır. Buna rağmen Hristiyan ve Mûsevîler kısmen de olsa vahye dayalı bazı inanç ve uygulamalara sahip bulundukları ve -muhtemelen- hak dine inanma bakımından daha yatkın olduklar için kendilerine bazı imtiyazlar tanınmış, genel olarak kâfirlere mahsus hükümlerin bir kısmından istisna edilmişlerdir. Bu istisnaların konumuzla ilgili olanı, &#8220;ehl-i kitap kadınlarla müslüman erkeklerin evlenmelerinin helal olması&#8221;dır.<br />
Mâide Sûresi&#8217;nin 5. âyetinde ehl-i kitabın yiyeceklerinin, kadın ve erkek müslümanlara da helal olduğu ifade edildikten sonra &#8220;yalnızca ehl-i kitap kadınların&#8221; müslüman erkeklere helal olduğu zikrediliyor; yeri geldiği halde müslüman kadınların da ehl-i kitap erkeklere helal olduğu (onlarla evlenebilecekleri) söylenmiyor. Böyle bir açıklama bulunmayınca hükmü (müslüman kadının bir mûsevî veya hristiyan ile evlenmesinin caiz olup olmadığı hükmünü) Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.) uygulamasından, burada da bir çözüm yoksa kıyastan çıkarmamız gerekir. Kadınlarla erkekler evlenme konusunda bazı farklı hükümlere tabi olduklarından biri hakkındaki hükmü diğerine de teşmil etmek (aynı hüküm kapsamına almak) mümkün değildir. Bu yüzden böyle bir kıyasa gidilmemiştir. Esasen kıyastan önce ortada Sünnet (Hz. Peygamber&#8217;in ve ashâbın uygulaması) vardır. Âyeti farklı yorumlayan bazı sahâbîler ve müctehidler, Peygamberimizin vefatından sonra, &#8220;müslüman erkeklerin ehl-i kitap kadınlarla evlenmelerinin&#8221; bile helal olmadığı sonucuna varmışlardır. Müslüman kadının ehl-i kitaptan olan bir erkekle evlenmesine gelince bunu tartışma konusu bile yapmamışlar, Hz. Peygamber zamanında, müslüman kadınların bulundukları yerlerde ehl-i kitap erkekler de bulunmuş, ama böyle bir evlenme olmamış, bu evlenmenin caiz olmadığı hükmünde icma meydana gelmiştir. Bu hükmü benimseyen fıkıhçılar, yukarıda zikredilen delillere ek olarak bir de şu âyete dayanmışlardır: Mümtehine Sûresi&#8217;nin 10. âyetinde, inanmayanların ülkesinden müslümanların ülkesine hicret eden kadınlarla ilgili olarak &#8220;&#8230;eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere iade etmeyin&#8221; buyurulmuştur. Başka bazı delillerle de desteklenerek burada geçen &#8220;kâfirler&#8221; kelimesinin ehl-i kitabı da içine aldığı, müslüman bir kadının Ehl-i kitap&#8217;tan bir erkekle de evlenemeyeceği ve evliliğini sürdüremeyeceği sonucuna ulaşılmıştır (bk. Bakara 2/221). Fıkıhçıların çoğu bu hükümde, önceden evli olanlarla yeni evlenecek olanları birbirinden ayırmamış olmakla beraber, özellikle Hz. Peygamber ve Hz. Ömer devirlerine ait uygulamalara dayanan bazı fıkıhçılar, baştan evlenmenin câiz olmadığını, ancak müslüman olmadan önce gayr-i müslim ile evli bulunan tarafın, ihtida yüzünden nikahının bozulmayacağını ileri sürmüşlerdir (İbn Kayyim, Ahkâm-u Ehli&#8217;z-Zimme, Dimaşk 1961, 317 vd., 340 vd.). Çağdaş âlimlerden Kardâvî de bu ictihadı benimsemiştir.<br />
Hak dinin yayılmayı, insanlar tarafından benimsenmeyi istemesi tabîîdir. Bu isteğin daha tabîî bir sonucu da mensuplarının ve onlardan gelecek nesillerin dinini, dindarlığını korumaktır. Korumak eğitimle olur, eğitimin en önemli aracı ailedir. Ailede din ikiliğinin bulunması, çocuklar üzerinde etkisini hissettirecek ve onların benimseyecekleri din konusunda önemli bir risk oluşturacaktır. Bu bakımdan ideal olan müslümanların kendi dindaşlarıyla evlenip aile kurmalarıdır. Ortada bir zorlayıcı sebep yoksa müslüman erkeğin de karısı müslüman olmalıdır. Müslüman bir kadının kocasının müslüman olması ise -koruma, eğitim ve etki bakımından- daha önemlidir. Soyun devamı, miras, velayet gibi konularda da -babanın gayr-i müslim olması halinde- bir dizi problem ortaya çıkacaktır. İşte bütün bu sebepler bir araya gelince müslüman kadının gayr-i müslim bir erkek ile evlenmesinin niçin caiz kılınmadığını anlamak bize göre kolaylaşmaktadır.<br />
hayrettin karaman<br />
hocamızdan Allah razı olsun </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/musluman-kadinin-gayr-i-muslim-erkekle-evlenmesinin-caiz-olmamasinin-hikmeti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAM SÜSLEME NEDİR VE NEREDEN GELMİŞTİR AÇIKLARMISINIZ</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/cam-susleme-nedir-ve-nereden-gelmistir-aciklarmisiniz</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/cam-susleme-nedir-ve-nereden-gelmistir-aciklarmisiniz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 21:09:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İtikat]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[KADIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[Hıristiyan&#8217;ların İsa&#8217;nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır Türkler&#8217;in, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor Buna hayat ağacı diyorlar Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz Türkler&#8217;de güneş çok önemli İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hıristiyan&#8217;ların İsa&#8217;nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı,<br />
çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır</p>
<p>Türkler&#8217;in, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,<br />
yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor<br />
Buna hayat ağacı diyorlar Bu ağacı, motif olarak bizim<br />
bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz<span id="more-420"></span></p>
<p>Türkler&#8217;de güneş çok önemli İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık&#8217;ta gece gündüzle savaşıyor Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar</p>
<p>Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor<br />
Bayramın adı NARDUGAN (nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş</p>
<p>Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen&#8217;e dualar ediyorlar<br />
Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar,<br />
dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan</p>
<p>Bu bayram için, evler temizleniyor Güzel giysiler giyiliyor<br />
Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar</p>
<p>Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlarYedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş</p>
<p>Akçam ağacı yalnız Orta Asya&#8217;da yetişiyormuş<br />
Filistin&#8217;de bu ağacı bilmezlermiş</p>
<p>Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa&#8217;ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor</p>
<p>İsa&#8217;nın doğumu ile hiç ilgisi yok</p>
<p>&#8220;Doğum&#8221; denilen, güneşin yeniden doğuşu&#8221;</p>
<p>Sümerolog<br />
Prof Dr Muazzez İlmiye ÇI</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/cam-susleme-nedir-ve-nereden-gelmistir-aciklarmisiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaza borcu olan sünnetleri kılar mı?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/kaza-borcu-olan-sunnetleri-kilar-mi</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/kaza-borcu-olan-sunnetleri-kilar-mi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2011 12:19:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Kaza namazı olanların sünnet ve &#8220;kuşluk, evvâbîn, teheccüd, tahiyyetü&#8217;l-mescid&#8221; gibi adı konmuş nafile namazları kılması caizdir. Hanefîlere göre adı konmamış (mutlak) nafile namaz kılmak yerine kaza kılmak efdaldir, tercih edilmelidir. Bu sebeple kazaya kalmış namaz bulunan bir mümin, günlük namazların sünnetleriyle beraber kılmalı, vakit buldukça da ihmal etmeden kaza namazlarını kılmalıdır. Lüzumlu lüzumsuz birçok dünya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaza namazı olanların sünnet ve &#8220;kuşluk, evvâbîn, teheccüd, tahiyyetü&#8217;l-mescid&#8221; gibi adı konmuş nafile namazları kılması caizdir. Hanefîlere göre adı konmamış (mutlak) nafile namaz kılmak yerine kaza kılmak efdaldir, tercih edilmelidir. Bu sebeple kazaya kalmış namaz bulunan bir mümin, günlük namazların sünnetleriyle beraber kılmalı, vakit buldukça da ihmal etmeden kaza namazlarını kılmalıdır.<span id="more-401"></span> Lüzumlu lüzumsuz birçok dünya işi için bir ömür geçirirken kaza kılmak için sünnetleri terketmek sorumluluk duygusuna sahip bir kula yakışmaz. </p>
<p>Hayrettin KARAMAN<br />
ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/kaza-borcu-olan-sunnetleri-kilar-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmiş namazları kaza edince namaz borcu ödenirmi?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/gecmis-namazlari-kaza-edince-namaz-borcu-odenirmi</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/gecmis-namazlari-kaza-edince-namaz-borcu-odenirmi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2011 21:31:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kaza namazı]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Mazeretsiz olarak geçirilmiş namazların kazasının farz olduğu konusunda genel kabul bulunmakla beraber, kazanın eda (zamanında kılma) yerine geçeceğini kimse iddia edemez. Namaz, vakti içinde yapılması gereken çok önemli bir ibadettir. Mazeretsiz namaz geçirmek de günahtır. Onu kaza etmek bir bakıma tövbedir, daha doğrusu tövbenin bir parçası olabilir. Ayrıca Allah&#8217;a yalvarmak, pişman olmak ve af dilemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mazeretsiz olarak geçirilmiş namazların kazasının farz olduğu konusunda genel kabul bulunmakla beraber, kazanın eda (zamanında kılma) yerine geçeceğini kimse iddia edemez. Namaz, vakti içinde yapılması gereken çok önemli bir ibadettir.<span id="more-337"></span> Mazeretsiz namaz geçirmek de günahtır. Onu kaza etmek bir bakıma tövbedir, daha doğrusu tövbenin bir parçası olabilir. Ayrıca Allah&#8217;a yalvarmak, pişman olmak ve af dilemek gerekir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/gecmis-namazlari-kaza-edince-namaz-borcu-odenirmi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÖRE CİNAYETİNİN DİNİMİZDEKİ YERİ</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/tore-cinayetinin-dinimizdeki-yeri</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/tore-cinayetinin-dinimizdeki-yeri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Jan 2011 19:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İtikat]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSLÜMAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Töre cinayetleri üşkemizde genelde kadınların maruz kaldığı cinayetlerden birisidir.bu olayın arkasında genel olarak sosyal kültürel,ekonomik,birçok sebep tarih ve coğrafyadan gelen pekçok unsur bulunmaktadır.. Töre cinayetlerinin temelinde büyük ölçüde ataerkil zihniyetin hakim olduğu ,erke varlığın önceleyen yada merkeze alan bir anlayışın kadınlarda ilgi ve algı kabul etmektedir. Kadfını kendi varoluş serüveninin öznesi kabul etmeyen bu anlayış,doğumundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Töre cinayetleri üşkemizde genelde kadınların maruz kaldığı cinayetlerden birisidir.bu olayın arkasında genel olarak sosyal kültürel,ekonomik,birçok sebep tarih ve coğrafyadan gelen pekçok unsur bulunmaktadır..<br />
Töre cinayetlerinin temelinde büyük ölçüde ataerkil zihniyetin hakim olduğu ,erke varlığın önceleyen yada merkeze alan bir anlayışın kadınlarda ilgi ve algı kabul etmektedir.<br />
Kadfını kendi varoluş serüveninin öznesi kabul etmeyen bu anlayış,doğumundan itibaren onu erkekten aşağı ikinci bir cins olarak algılayan yanlışınja düşmekte ,ayrıca bu yanlışı dine onaylatma gayreti içerisine girmektedir.<span id="more-322"></span><br />
Halbuki islam erkek ve kadını eşit bireyler olarak algılamakta ve tanıtmasktadır.her dönem toplumda bu algılama süreci devam etmektedir.Yaratıocı karşısınd KADIN VE ERKEK EŞİTTİR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/tore-cinayetinin-dinimizdeki-yeri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AŞIRILIKTAN UZAK DURMAK(cuma hutbesi)</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/asiriliktan-uzak-durmakcuma-hutbesi</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/asiriliktan-uzak-durmakcuma-hutbesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 08:39:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma hutbeleri]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılıktan uzak dur]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Hayırlı Cumalar, Muhterem Cemaat! Cenab-ı Hak bize sayısız nimetler ihsan etmiş, bu nimetlerden istifade ederken aşırılıktan sakınmayı, orta yolu takip etmemizi istemiştir. Sevgili Peygamberimiz &#8220;İşlerin en hayırlısı orta ve itidal üzere olanıdır&#8221; buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de İslâm toplumu “orta ümmet” diye anılır. Dinimiz insanlara özel mülkiyet hakkı tanımış, ancak herkesin, mülkünü meşru bir şekilde kullanmasını istemiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>          Hayırlı Cumalar, Muhterem Cemaat!<br />
Cenab-ı Hak bize sayısız nimetler ihsan etmiş, bu nimetlerden istifade ederken aşırılıktan sakınmayı, orta yolu takip etmemizi istemiştir. Sevgili Peygamberimiz &#8220;İşlerin en hayırlısı orta ve itidal üzere olanıdır&#8221; buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de İslâm toplumu “orta ümmet” diye anılır.<span id="more-315"></span><br />
Dinimiz insanlara özel mülkiyet hakkı tanımış, ancak herkesin, mülkünü meşru bir şekilde kullanmasını istemiştir. Bu sebeple gerek harcamalarımızda ve gerekse davranışlarımızda nefsin isteklerine göre değil, Allah’ın emirlerine uygun olarak hareket etmek gerekir. Müslüman “Kıyamet günü kendisine verilen nimetlerden hesaba çekileceğini  aklından çıkarmamalı, hayatını buna göre tanzim etmelidir.<br />
Yüce Mevla’mızın lütfettiği nimetleri yerli yerinde sarf etmek ne kadar güzelse, faydasız ve yersiz harcamak da o kadar kötüdür.  Bu tür ölçüsüz harcamalar hem fert hem de toplum için zararlıdır. Allah Teâlâ “Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar”   buyurmaktadır.  Her türlü harcamamızda olduğu gibi giyim kuşamda da orta yolda olmamız gerekir. Allah verdiği nimeti kulunun üzerinde görmek ister. Gösterişe kaçmayacak şekilde güzel giyinmek sünnettir.</p>
<p>Kıymetli Kardeşlerim!<br />
Ölçülü olmamız gereken hususlardan biri de yeme içmedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “İnsana gücünü koruyacak kadar yemesi yeterlidir. Yediği zaman, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefes almaya ayırsın”  buyurarak yeme ve içmede dengeli olmanın önemine dikkat çekmiştir. Günümüzde yaşanan birçok sorunun altında Peygamberimizin bu tavsiyesine uygun hareket etmemek yatmaktadır. Nitekim aşırı yemekten dengesiz beslenmekten kaynaklanan obezite, günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Bugün birçok hastalığın sebebinin aşırı beslenme ve fazla kilo olduğu dikkate alınırsa Sevgili Peygamberimizin bu konudaki sayısız uyarılarının sebebi daha iyi anlaşılır. Çöplere atılan ekmekler, dökülen yemekler, boşa akan sular dinimizde yeri olmayan aşırılıklardır.<br />
  Değerli Müminler!<br />
Dinimiz ibadetlerde bile ölçülü olmamızı istemektedir. Nitekim Ashaptan birinin hiç evlenmeyeceğini, bir diğerinin her gün oruç tutacağını bir başkasının da gece hiç uyumayarak ibadet edeceğini söylemesi üzerine Peygamber Efendimiz bunları uyarmış ve şöyle buyurmuştur. “İyi biliniz ki ben sizin Allah’tan en çok korkanınızım. Bununla beraber ben bazen (nafile) oruç tutarım, bazen yemeğimi yerim. Gecenin bir kısmında kalkar namaz kılarım bir kısmında da uyur istirahat ederim. Ve evlenirim de… İşte benim sünnetim budur. Kim benim sünnetimden, yolumdan uzaklaşırsa benden değildir.”<br />
Hülasa, aziz cemaat, yüce dinimiz ibadetlerde yeme içmede, giyim kuşamda, dostlukta, düşmanlıkta, sevmede, öfkede, sevinçte, üzüntüde, velhasıl her türlü davranışımızda aşırılığı yasaklamış; ölçülü olmamızı, dengeli yaşamamızı emretmiştir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/asiriliktan-uzak-durmakcuma-hutbesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/eger-allah%c2%b4i-hakkiyla-tanisaydiniz-duanizla-daglar-yerinden-oynardi-hadisini-aciklar-misiniz</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/eger-allah%c2%b4i-hakkiyla-tanisaydiniz-duanizla-daglar-yerinden-oynardi-hadisini-aciklar-misiniz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 11:32:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız? Cevap Değerli Kardeşimiz; “Eğer siz Allah&#8217;tan hakkıyla korksaydınız, kendisiyle birlikte cehaletin yeri olmayan ilmi elbette ki tahsil ederdiniz. Şayet, siz Allah&#8217;ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.” (Suyuti, Cami’u’s-Sağir 5:319, Hadis No:7448) Havf (Allah&#8217;tan korkmak) büyük makamlardandır. Fazileti, sebeb ve neticelerine bağlıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız?</strong><br />
Cevap</p>
<p>Değerli Kardeşimiz;<br />
“Eğer siz Allah&#8217;tan hakkıyla korksaydınız, kendisiyle birlikte cehaletin yeri olmayan ilmi elbette ki tahsil ederdiniz.  Şayet, siz Allah&#8217;ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.” (Suyuti, Cami’u’s-Sağir 5:319, Hadis No:7448)<span id="more-296"></span></p>
<p>Havf (Allah&#8217;tan korkmak) büyük makamlardandır. Fazileti, sebeb ve neticelerine bağlıdır. Sebebi hadiste anlatıldığı gibi ilim ve marifettir. Bunun için Allahü Tealâ: “Allah&#8217;tan ancak, âlim kulları korkar”(Fatır, 35/28)  bu­yuruyor. Allahtan hakkıyla korkan insanların duaları da geri çevrilmez.</p>
<p>Resûlullah (s.a.v.): “Hikmet ve ilmin ba­şı Allah korkusudur”(el-Münavi, Feyzu&#8217;l-Kadir, 3/574)  buyuruyor. Neticesi ise, iffet, verâ&#8217; ve takva­dır. Bunların hepsi de saadetin anahtarıdır. Çünkü şehvet ve arzular terkedilmedikçe ve bu yolda sabredilmedikçe, saadet yolu bulunamaz. Şeh­vet ve arzuları korku gibi hiç bir şey yakıp yok edemez.</p>
<p>İnsan ilim vasıtasıyla Rabbini tanıdıkça O&#8217;na olan sevgisi ve saygısı artmaktadır. Zira bütün kemâl mertebelerinin üzerindeki sonsuz bir kemâl, elbette ki sonsuz bir hürmete lâyıktır. Üstün vakarıyla ve eşsiz şahsiyetiyle erişilmez bir mertebeye sahip bir maneviyat büyüğünün huzurunda nasıl içimizi sevinçle karışık bir ürperti kaplıyorsa, onun sayısız defa üstünde bir kemâlin sahibi olan Cenab-ı Hak katında nasıl bir ruh hali içine gireceğimizi düşünelim.</p>
<p>Allah sonsuz rahmet ve şefkat sahibi olduğu gibi, sonsuz derecede gayret ve izzet sahibidir aynı zamanda. Pekçok Kur’ân âyetinde tekrarlandığı üzere, Allah hem Rahîm’dir, hem Azîz’dir. Rahîm isminin gereği olarak bütün varlık âlemini sonsuz şefkat ve rahmetiyle kucaklarken, Azîz ismiyle de, kanunlarına isyan edenleri ve bu isyanlarıyla izzetine dokunanları cezalandırmaktadır.</p>
<p>Bu itibarla, Cenab-ı Hakkın huzurunda olan bir kul, bir taraftan o sonsuz rahmetin câzibesiyle kendisinden geçmiş, diğer taraftan da gazabının dehşeti karşısında kalbi titrer bir vaziyettedir. Böyle bir insanın Allah’ın emirlerine isyan edip yasaklarını çiğnemesi mümkün müdür?</p>
<p>Bu korku da, tıpkı sevgi gibi, insanı Allah’a götürür. Bediüzzaman’ın izah ettiği gibi, “Halik-ı Zülce-lâlinden havf etmek (korkmak), Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Havf (korku) bir kamçıdır, Onun rahmetinin kucağına atar. Mâlûmdur ki, bir vâlide, meselâ bir yavruyu korkutup sînesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine celb ediyor. Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem’asıdır (parıltısıdır.) Demek, havfullahta (Allah korkusunda) bir azîm (büyük) lezzet vardır.”(Sözler, s. 331)</p>
<p>Hz. Peygamber(a.s.m), ölüm döşeğinde olan bir genci ziyaret etti ve ona “kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. O da “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi, ben Allah’ın rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan da korkuyorum” diye cevap verdi. Bun un üzerine Hz. Peygamber(a.s.m), böyle bir konumda olan bir kulun kalbinde bu iki husus birlikte yer almışsa, muhakkak ki Allah, ona ümit ettiği şeyi verir, korktuğu şeyden de emin kılar” buyurdu”(Tirmizî, cenaiz, 11; İbn Mace, Zühd, 31).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/eger-allah%c2%b4i-hakkiyla-tanisaydiniz-duanizla-daglar-yerinden-oynardi-hadisini-aciklar-misiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhlas ve sevgi</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/ihlas-ve-sevgi</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/ihlas-ve-sevgi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2010 11:37:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[İhlâs ve sevgi İhlâsla Allah’ı seven bir kişi Kelebekler gibi özler ateşi Sevip de ateşten kaçarsa eğer Roldür, gösteriştir onun bu işi Allah sevgisi Allah için muhabbet, elbette büyük nimet Dünyada çile ise, ahirette ganimet Resulullah Teşrîf ettiği zaman, değişmişti insanlar Îmânla şereflendi nice puta tapanlar Resulullah efendimize Güzel yanağını bilen, güle bakar mı hiç? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İhlâs ve sevgi<br />
İhlâsla Allah’ı seven bir kişi<br />
Kelebekler gibi özler ateşi<br />
Sevip de ateşten kaçarsa eğer<br />
Roldür, gösteriştir onun bu işi<br />
Allah sevgisi<br />
Allah için muhabbet, elbette büyük nimet<br />
Dünyada çile ise, ahirette ganimet<span id="more-35"></span></p>
<p>Resulullah<br />
Teşrîf ettiği zaman, değişmişti insanlar<br />
Îmânla şereflendi nice puta tapanlar<br />
Resulullah efendimize<br />
Güzel yanağını bilen, güle bakar mı hiç?<br />
Senin sevginde eriyen, derman arar mı hiç?</p>
<p>Fenersiz mum<br />
İman bir muma benzer, ibadet ise fener<br />
Fenersiz olursa mum, gün gelir birden söner</p>
<p>Zaman geçiyor<br />
İlmihâlini öğren, geçip gidiyor zaman<br />
(Elbette aldanmıştır, iki günü bir olan.)</p>
<p>İlmihâlin önemi<br />
Her işinden bellidir, cahil olanın hâli<br />
Dinden habersiz olur, bilmeyen ilmihâli<br />
Huzur<br />
Huzur istersen eğer, fazilet olsun yolun<br />
Dinimiz emrediyor: (Güzel ahlâklı olun!)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/ihlas-ve-sevgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

