
DOĞRULUK ve DÜRÜSTLÜK
Saygıdeğer Müminler!
Hutbeme bir hadis-i şerif meâliyle başlıyor ve bu hadise büyük bir dikkatle kulak vermenizi rica ediyorum.
Aziz Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Sakın doğruluktan sapmayın! Çünkü doğruluk sizi üstün ahlâka ulaştırır, üstün ahlâk ise cennete götürür. Doğruluk ve dürüstlüğe devam eden kişi, neticede (Allah’ın katında) ‘sıddîk’ (yani dürüstlüğü karakter haline getiren insan) olarak yazılır. Yalan söylemekten de kaçının! Çünkü yalan insanı günahlara sürükler; günahlar ise cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye en sonunda Allah’ın katında kezzâb (yani yalancılığı huy haline getirmiş kimse) diye yazılır.”
Birinci Basamakta:
اَللَّهُمَّ افْتَحْ عَلَيْنَا اَبْوَابَ رَحْمَتِكَ وَيَسِّرْ عَلَيْنَا خَزَائِنَ فَضْلِكَ وَكَرَمِكَ يَا اَكْرَمَ اْلاَكْرَمِينَ وَيَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ*
Üçüncü basamakta:
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي* رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِنْ تَأْوِيلِ اْلاَحَادِيثِ* رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَاَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ*
Beşinci veya Yedinci basamakta:
اَللَّهُمَّ هَذَا الشَّانُ لَيْسَ بِشَانِي وَهَذَا الْمَكَانُ لَيْسَ بِمَكَانِي* اَللَّهُمَّ يَسِّرْ لِي اَمْرِي وَتَقَبَّلْهُ مِنِّي* وَسَلاَمٌ عَلَى جَمِيعِ اْلاَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ* وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ*
->

CUMHURİYET BAYRAMI
Kıymetli Mü’minler!
İnsanlar, toplu olarak yaşamak zorundadır. Toplu yaşamak ise, herkesin uymak durumunda olduğu bazı kuralların bulunmasını gerektirir. Bu kuralların ihlal edilmeden uygulanması için toplum kendi içinden yöneticiler seçer. İslâm toplumunun ve idaresinin dayandığı iki temel esas vardır. Birincisi hak ve adalet, ikincisi ise meşverettir.

HAC
Muhterem Müslümanlar!
Hac, İslâm’ın temel esaslarından biridir. İmkân bulabilen kimsenin hacca gitmesi farzdır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.”
İbrahim (a.s) Kabe’nin inşasını tamamladığında Allah Teâlâ O’na şöyle emretti. “İnsanlara haccı ilan et. Gerek yaya olarak, gerekse binekler üzerinde uzak yoldan senin çağrına koşup gelsinler.” Bu çağrıyı alan müminler, dün olduğu gibi bu gün de Dünyanın dört bir yanından Kâbe’ye akın ederler ve bu yolda her türlü fedakarlığa katlanırlar.