<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Soru ve Cevaplar &#187; allah</title>
	<atom:link href="http://www.islamisorucevap.com/tag/allah/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamisorucevap.com</link>
	<description>Dini Sorularınıza Cevap Bulacağınız Site</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 12:10:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Kaza borcu olan sünnetleri kılar mı?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/kaza-borcu-olan-sunnetleri-kilar-mi</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/kaza-borcu-olan-sunnetleri-kilar-mi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2011 12:19:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Kaza namazı olanların sünnet ve &#8220;kuşluk, evvâbîn, teheccüd, tahiyyetü&#8217;l-mescid&#8221; gibi adı konmuş nafile namazları kılması caizdir. Hanefîlere göre adı konmamış (mutlak) nafile namaz kılmak yerine kaza kılmak efdaldir, tercih edilmelidir. Bu sebeple kazaya kalmış namaz bulunan bir mümin, günlük namazların sünnetleriyle beraber kılmalı, vakit buldukça da ihmal etmeden kaza namazlarını kılmalıdır. Lüzumlu lüzumsuz birçok dünya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-1175961506992236";
/* islami soru */
google_ad_slot = "8993362601";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p>Kaza namazı olanların sünnet ve &#8220;kuşluk, evvâbîn, teheccüd, tahiyyetü&#8217;l-mescid&#8221; gibi adı konmuş nafile namazları kılması caizdir. Hanefîlere göre adı konmamış (mutlak) nafile namaz kılmak yerine kaza kılmak efdaldir, tercih edilmelidir. Bu sebeple kazaya kalmış namaz bulunan bir mümin, günlük namazların sünnetleriyle beraber kılmalı, vakit buldukça da ihmal etmeden kaza namazlarını kılmalıdır.<span id="more-401"></span> Lüzumlu lüzumsuz birçok dünya işi için bir ömür geçirirken kaza kılmak için sünnetleri terketmek sorumluluk duygusuna sahip bir kula yakışmaz. </p>
<p>Hayrettin KARAMAN<br />
ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/kaza-borcu-olan-sunnetleri-kilar-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÖRE CİNAYETİNİN DİNİMİZDEKİ YERİ</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/tore-cinayetinin-dinimizdeki-yeri</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/tore-cinayetinin-dinimizdeki-yeri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Jan 2011 19:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İtikat]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSLÜMAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Töre cinayetleri üşkemizde genelde kadınların maruz kaldığı cinayetlerden birisidir.bu olayın arkasında genel olarak sosyal kültürel,ekonomik,birçok sebep tarih ve coğrafyadan gelen pekçok unsur bulunmaktadır.. Töre cinayetlerinin temelinde büyük ölçüde ataerkil zihniyetin hakim olduğu ,erke varlığın önceleyen yada merkeze alan bir anlayışın kadınlarda ilgi ve algı kabul etmektedir. Kadfını kendi varoluş serüveninin öznesi kabul etmeyen bu anlayış,doğumundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Töre cinayetleri üşkemizde genelde kadınların maruz kaldığı cinayetlerden birisidir.bu olayın arkasında genel olarak sosyal kültürel,ekonomik,birçok sebep tarih ve coğrafyadan gelen pekçok unsur bulunmaktadır..<br />
Töre cinayetlerinin temelinde büyük ölçüde ataerkil zihniyetin hakim olduğu ,erke varlığın önceleyen yada merkeze alan bir anlayışın kadınlarda ilgi ve algı kabul etmektedir.<br />
Kadfını kendi varoluş serüveninin öznesi kabul etmeyen bu anlayış,doğumundan itibaren onu erkekten aşağı ikinci bir cins olarak algılayan yanlışınja düşmekte ,ayrıca bu yanlışı dine onaylatma gayreti içerisine girmektedir.<span id="more-322"></span><br />
Halbuki islam erkek ve kadını eşit bireyler olarak algılamakta ve tanıtmasktadır.her dönem toplumda bu algılama süreci devam etmektedir.Yaratıocı karşısınd KADIN VE ERKEK EŞİTTİR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/tore-cinayetinin-dinimizdeki-yeri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/eger-allah%c2%b4i-hakkiyla-tanisaydiniz-duanizla-daglar-yerinden-oynardi-hadisini-aciklar-misiniz</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/eger-allah%c2%b4i-hakkiyla-tanisaydiniz-duanizla-daglar-yerinden-oynardi-hadisini-aciklar-misiniz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 11:32:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız? Cevap Değerli Kardeşimiz; “Eğer siz Allah&#8217;tan hakkıyla korksaydınız, kendisiyle birlikte cehaletin yeri olmayan ilmi elbette ki tahsil ederdiniz. Şayet, siz Allah&#8217;ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.” (Suyuti, Cami’u’s-Sağir 5:319, Hadis No:7448) Havf (Allah&#8217;tan korkmak) büyük makamlardandır. Fazileti, sebeb ve neticelerine bağlıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eğer Allah´ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı hadisini açıklar mısınız?</strong><br />
Cevap</p>
<p>Değerli Kardeşimiz;<br />
“Eğer siz Allah&#8217;tan hakkıyla korksaydınız, kendisiyle birlikte cehaletin yeri olmayan ilmi elbette ki tahsil ederdiniz.  Şayet, siz Allah&#8217;ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.” (Suyuti, Cami’u’s-Sağir 5:319, Hadis No:7448)<span id="more-296"></span></p>
<p>Havf (Allah&#8217;tan korkmak) büyük makamlardandır. Fazileti, sebeb ve neticelerine bağlıdır. Sebebi hadiste anlatıldığı gibi ilim ve marifettir. Bunun için Allahü Tealâ: “Allah&#8217;tan ancak, âlim kulları korkar”(Fatır, 35/28)  bu­yuruyor. Allahtan hakkıyla korkan insanların duaları da geri çevrilmez.</p>
<p>Resûlullah (s.a.v.): “Hikmet ve ilmin ba­şı Allah korkusudur”(el-Münavi, Feyzu&#8217;l-Kadir, 3/574)  buyuruyor. Neticesi ise, iffet, verâ&#8217; ve takva­dır. Bunların hepsi de saadetin anahtarıdır. Çünkü şehvet ve arzular terkedilmedikçe ve bu yolda sabredilmedikçe, saadet yolu bulunamaz. Şeh­vet ve arzuları korku gibi hiç bir şey yakıp yok edemez.</p>
<p>İnsan ilim vasıtasıyla Rabbini tanıdıkça O&#8217;na olan sevgisi ve saygısı artmaktadır. Zira bütün kemâl mertebelerinin üzerindeki sonsuz bir kemâl, elbette ki sonsuz bir hürmete lâyıktır. Üstün vakarıyla ve eşsiz şahsiyetiyle erişilmez bir mertebeye sahip bir maneviyat büyüğünün huzurunda nasıl içimizi sevinçle karışık bir ürperti kaplıyorsa, onun sayısız defa üstünde bir kemâlin sahibi olan Cenab-ı Hak katında nasıl bir ruh hali içine gireceğimizi düşünelim.</p>
<p>Allah sonsuz rahmet ve şefkat sahibi olduğu gibi, sonsuz derecede gayret ve izzet sahibidir aynı zamanda. Pekçok Kur’ân âyetinde tekrarlandığı üzere, Allah hem Rahîm’dir, hem Azîz’dir. Rahîm isminin gereği olarak bütün varlık âlemini sonsuz şefkat ve rahmetiyle kucaklarken, Azîz ismiyle de, kanunlarına isyan edenleri ve bu isyanlarıyla izzetine dokunanları cezalandırmaktadır.</p>
<p>Bu itibarla, Cenab-ı Hakkın huzurunda olan bir kul, bir taraftan o sonsuz rahmetin câzibesiyle kendisinden geçmiş, diğer taraftan da gazabının dehşeti karşısında kalbi titrer bir vaziyettedir. Böyle bir insanın Allah’ın emirlerine isyan edip yasaklarını çiğnemesi mümkün müdür?</p>
<p>Bu korku da, tıpkı sevgi gibi, insanı Allah’a götürür. Bediüzzaman’ın izah ettiği gibi, “Halik-ı Zülce-lâlinden havf etmek (korkmak), Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Havf (korku) bir kamçıdır, Onun rahmetinin kucağına atar. Mâlûmdur ki, bir vâlide, meselâ bir yavruyu korkutup sînesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine celb ediyor. Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem’asıdır (parıltısıdır.) Demek, havfullahta (Allah korkusunda) bir azîm (büyük) lezzet vardır.”(Sözler, s. 331)</p>
<p>Hz. Peygamber(a.s.m), ölüm döşeğinde olan bir genci ziyaret etti ve ona “kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. O da “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi, ben Allah’ın rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan da korkuyorum” diye cevap verdi. Bun un üzerine Hz. Peygamber(a.s.m), böyle bir konumda olan bir kulun kalbinde bu iki husus birlikte yer almışsa, muhakkak ki Allah, ona ümit ettiği şeyi verir, korktuğu şeyden de emin kılar” buyurdu”(Tirmizî, cenaiz, 11; İbn Mace, Zühd, 31).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/eger-allah%c2%b4i-hakkiyla-tanisaydiniz-duanizla-daglar-yerinden-oynardi-hadisini-aciklar-misiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEVHİDİN ÖZ İFADESİ(ihlas Suresi)</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/tevhidin-oz-ifadesiihlas-suresi</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/tevhidin-oz-ifadesiihlas-suresi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 13:13:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İtikat]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[ihlas surewsi]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[kuranı kerimin 112, suresidir.alahın birlini öz olarak ifade etmesi nedeniyle bu adı almıştır. mekkede nazil olmuştur,dört ayettir .ihlas suresi allahın bir tek ahad olduğunu samed olduğunu doğmadığını doğurulmadığını hiçbirşeyin ona dent olamayacağını beyan etmektedir. bu sure hangi dini inanıştan gelirse gelsin hangi felsefi düşünceden gelirse gelsin Alah hakkında butun kötü düşünceleri ortadan kaldırmaktadır. Alahı doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kuranı kerimin 112, suresidir.alahın birlini öz olarak ifade etmesi nedeniyle bu adı almıştır.<br />
mekkede nazil olmuştur,dört ayettir .ihlas suresi allahın bir tek ahad olduğunu samed olduğunu doğmadığını doğurulmadığını hiçbirşeyin ona dent olamayacağını beyan etmektedir.<br />
bu sure hangi dini inanıştan gelirse gelsin hangi felsefi düşünceden gelirse gelsin Alah hakkında butun kötü düşünceleri ortadan kaldırmaktadır.<span id="more-130"></span><!--more--><br />
Alahı doğru sıfatları ile anlamayı öğretmek için gönderilmiştir.<br />
Surede geçen ahad kelimesi sıfatı allahın birliğni tek oluşunu amed sıfatı ise onun varoluş bakımından kimseye muhtaç olmayışını herbir varlığın kendisine muhtaç olduğunu ifade etmektedir.<br />
surenin son ayeti ise onun bir dengi olmayışı surnin özetidir.<br />
Rabbimiz bizleri onu anlamayı layıkıyla kendisine kul olmayı nasip etsin .<br />
Selam ve dua ile</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/tevhidin-oz-ifadesiihlas-suresi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cennette rü’yet yani Allah’ı görme olacak mıdır? Rü’yet hakkında İslâm alimlerinin görüşü nasıldır?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/cennette-ru%e2%80%99yet-yani-allah%e2%80%99i-gorme-olacak-midir-ru%e2%80%99yet-hakkinda-islam-alimlerinin-gorusu-nasildir</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/cennette-ru%e2%80%99yet-yani-allah%e2%80%99i-gorme-olacak-midir-ru%e2%80%99yet-hakkinda-islam-alimlerinin-gorusu-nasildir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 09:35:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbadet]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Bir ömür boyu O’nun yarattığı şu kâinattan, yine O’nun ihsan ettiği beden ile istifade eden ve her biri ayrı bir ilâhî ihsan olan akıl, kalp ve hissiyatıyla nice hakikatlere muhatap olan insanoğlu, kendisini bu kadar lütuflara gark eden Rabbini görmeyi elbette aşk derecesinde arzu ediyor. İnsan kalbine yerleştirilen bu arzunun cevabı cennette verilecek ve böylece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ömür boyu O’nun yarattığı şu kâinattan, yine O’nun ihsan ettiği beden ile istifade eden ve her biri ayrı bir ilâhî ihsan olan akıl, kalp ve hissiyatıyla nice hakikatlere muhatap olan insanoğlu, kendisini bu kadar lütuflara gark eden Rabbini görmeyi elbette aşk derecesinde arzu ediyor.<span id="more-28"></span> İnsan kalbine yerleştirilen bu arzunun cevabı cennette verilecek ve böylece insan, cennet lezzetlerini çok gerilerde bırakan en ileri ihsana ermiş olacaktır. Rüyet hakkında çok münakaşalar cereyan etmiştir. Onların ayrıntısına girmeyeceğiz. Ana hatlarıyla, ehl-i sünnet alimleri rü’yetin hak ve câiz olduğunda, mahiyetinin ise bilinemeyeceğinde ittifak etmişlerdir. Dalâlet fırkalarından olan Mu’tezile mezhebinde ise rü’yet kabul edilmez. </p>
<p>Her şeyi akılla halletmeye çalışan insanoğlu, bu büyük tecellinin nasıl olacağına da az kafa yormuş değil. Gerçekte bu saha aklın değil, kalbin; düşüncenin değil, zevkin sahasıdır. Ama, akıl uzaktan uzağa da olsa bir şeyler anlamak, bazı ipuçları yakalamak ve tatmin olmak istiyor. Allah Resulünün (asm.) ifadesiyle, &#8220;Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan kalbine gelmemiş&#8221; bir âlem olan cenneti ve en büyük bir ilâhî rahmet olan rü’yeti, bu dünyada nasıl anlayabilir ve nasıl kavrayabiliriz? Ama insan aklı rahat durmuyor. Öte âlemde ihsan edilecek ve ancak orada zevk edilebilecek bir hakikatin aklî izahını bu dünyada istiyor. </p>
<p>Nur Külliyatından Sözler’de &#8220;Göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.&#8221; buyrulmakla, ruhun başka âlemleri bu göze muhtaç olmadan da seyredebileceğine işaret edilir. Bunun en güzel misâli rüya hadisesidir. Mesnevî-i Nuriye’de ise &#8220;Ruhu cismaniyetine galib olan evliyanın işleri, fiilleri, sür’at-ı ruh mizânıyla cereyan eder.&#8221; buyrulur. Bilindiği gibi, cihet ve yön ancak beden için söz konusudur. Ruh için ön, arka, sağ, sol gibi kelimeler kullanılmaz. O halde, ruh bedene galip olunca yön ve cihet devreden çıkar ve ruh, her tarafı birlikte ve beraber görebilir. Nitekim, Allah Resulü (asm.), arkadan gelenleri de aynen öndekiler gibi rahatlıkla görürdü. Ehl-i cennetin ruhları bedenlerine galiptir. Bir anda birçok mekânda birlikte bulanabilirler. Ve yine cennet ehlinin görmeleri de bu dünyadakinden çok ileri bir seviyededir. Aralarında gölge ile asıl kadar fark vardır. Dünyada sadece maddi eşyayı görebilen insan gözü kabirden itibaren artık melekleri görmeye başlayacaktır. </p>
<p>Buna bir de, rü’yetteki ilâhî yakınlığın nuru eklendiğinde, o kâmil ruh, o anda bir feyze gark olacak ve Rabbini cihetten, mesafeden ve şekilden münezzeh bir keyfiyetle seyrederek, kendinden geçecek ve kalbi nice mânevî zevklerin cevelan ettiği bir ummana dönecek ve o bahtiyar kul, cennetten edindiği zevkle kıyaslanmayacak kadar ileri bir hazzı, Rabbinin rü’yetiyle tadacak, mest olacaktır. </p>
<p>Üstad Bediüzzaman hazretleri, vahdetül-vücut meşrebi için, &#8220;Tevhitte istiğraktır.&#8221; buyurur. Bu fâni âlemdeki görme, işitme, yeme, içme kısacası her şey, ebediyet yurdundakilere göre ancak gölge derecesinde kaldığı gibi, bu dünyadaki istiğrak hâlinin aslı da tariflere sığmaz bir ulviyet ile, rü’yet hadisesinde kendini gösterecektir.Rü’yeti müjdeleyen bir âyet-i kerime:&#8221;Nice yüzler o gün ışıldar, parlar; Rabbine nâzır (O’nun cemâline bakmaktadır).&#8221; (Kıyamet Suresi, 22)</p>
<p>Asrımızın büyük âlimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır, bu âyetin tefsirinde şöyle buyurur: &#8220;Ehl-i Sünnet âlimleri bu bakışı &#8220;görme&#8221; mânâsında anlayarak ahirette müminlerin Allah&#8217;ın cemalini göreceğini isbat etmişlerdir. &#8220;Beni asla göremezsin.&#8221;(A&#8217;râf, 7/143) âyetine sarılan Mutezile de bu bakışı &#8220;bekleme&#8221; mânâsına yorumlamışlardır. Oysa gayesine ulaşmayan beklemenin neticesi neşe değil, hayal kırıklığı ile üzüntü olacağından burada sadece bekleme mânâsının doğru olamayacağını anlatır.&#8221; Araf Suresi 143. ayette geçen &#8220;Beni asla göremezsin.&#8221; cevabı, rü’yet talebinde bulunan Musa aleyhisselâma söylenmiştir. Füsus şarihi, değerli bilim ve fikir adamı Ahmed Avni bey , Musa alehisselâmın rü’yet talep etmesini rü’yete delil olduğunu beyan eder ve buyurur ki: &#8220;Rü’yet muhâl olsaydı, Musa (a.s.) böyle bir talepte bulunmazdı.&#8221; </p>
<p>Ahmed Avni Bey, rü’yet halinde kişinin kendinden geçeceğini, kendisinde varlık namına bir şey kalmayacağını, ilâhî tecelliye ve yakınlığa gark olacağını ifade ederek cennetteki rü’yet için önemli işaretler verir. </p>
<p>Rü’yetle ilgili bir âyet-i kerime: &#8220;İyi davrananlar için daha güzel karşılık, bir de ziyade vardır.&#8221; (Yunus Suresi, 26) Ayette geçen &#8220;ziyade&#8221; kelimesini, Allah Resulü (a.s.m.), &#8220;rahmanın cemâline nazar&#8221; şeklinde tefsir etmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/cennette-ru%e2%80%99yet-yani-allah%e2%80%99i-gorme-olacak-midir-ru%e2%80%99yet-hakkinda-islam-alimlerinin-gorusu-nasildir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

