İslamın sancaktarlığını yapan musab bin umeyr peygamberimizin yanından savaş esnasında hiç ayrılammıştır.
Hz. peygamberi yaralayan ibn.kemienin kılıç darbesiyle her iki elide kesilince sancağı kollarıyla göğsune basarak dşk tutmaya çalıştı anca sonunda aldığı mızrak darbesiyle şehit düştü.
savaştan sonra şehitler defnedilirken onu saracak bir kefen bulamadılar .Bedenini hıorkasıyla örtmeye çalıştıklarında ,başına çekince ayakları ayaklarını çekince başı açık kalmış ,sonunda basşını örtmüşler ,ayaklarının ustune bir demet ot koymuşlardır.
Allah onlardan razı olsun bizlere şefaatlerini eksik etmesin rabbimiz inşallah.
->
selamunaleykum 20 yasindayim ve evliyim
evde abim benim altinlarimi alip satti habersiz bunu ben ögrenince cok kizdim
pisman olup hatta yaptigini ve onu affetmemi istedi helallestik affettim
fakat aradan 1 ay gecti bankamatik kartimi alip durmadan para cekmis bunun farkina vardim ve onu affetmiyorum
bunun disinda 4 senedir aile huzuru yok onun yüzünden sürekli evde kavga annem hasta oldu onun yüzünden
abim 24 yasinda ona nasil yardim edebiliriz ?duadan baska bisey gelmiyor elden
->
TAKVA
Muhterem Müminler!
Dinimizin üzerinde önemle durduğu hususlardan biri de takvadır. Takva Allah’tan korkmak ve ona saygı duymak, insanı Allah’tan uzaklaştıran şeylerden sakınmak, nefsin arzu ve isteklerini terk etmek, dinin âdâb ve erkânına riayet etmektir. Takva, Allah’ın yasaklarını çiğnememek, kendini kimseden üstün görmemek, sözde ve davranışta Hz. Peygamber’e uymaktır. Hayatını bu esaslara göre şekillendiren müminlere ise müttakî denir.
Zekat nedir?
Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir.
Malî ibadetlerden biri olan zekat, İslâm’ın beş temel esasından olup, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin…” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir
birisi vefat edince ardından yemek veriliyor. 7 sinde 40ın da falan. bu doğru mu? doğruysa neden dpgru, yada yanlışşa neden yanlış ? ayrıca Efendimiz(aleyhissalatü vesselam) zamanında da bu varmıydı.ne zaman cıktı bu adet, neye göre yapılıyor?
Dindar birisi ile tanıştım.Evleneceğiz.Tanışmadan çok önce dindar değildim. O zaman sevgilim olduğunu söyledim.Belki söylememeliydim.Bu ikimizi de farklı şekillerde etkiliyor. Bu konuyu son kez evlendikten sonra konuşmak istiyormuş. Muhtemelen eski sevgilimle o zamanki yakınlık derecesine yönelik özel sorular olacaktır.Ona bu konuda rahatlaması ve belirsizlikten kurtulması için yalan söylesem olur mu? Ben bu konuya nasıl yaklaşmam gerektiğini ve onun duyduğu bu rahatsızlığı nasıl atlatabileceğini sormak istiyorum?
Saygılarımla
İlahi dinlerce kabul gören tek Tanrı görüşü evrende sadece ve sadece tek yaradan olduğunu söylüyor ve bizler de aynı yaradana inanıyorsak yaradan tüm insanlığa neden aynı kuralları koymadı.Yani demek istediğim tanrının adaletinden şüphemiz yoksa misal şarabın hrıstiyanlıkta helal , müslümanlıkta haram olması veyahut müslümanlara helal kılınan bir şeyin musevilikte yasak olmasına nasıl bakmalıyız? Teşekkürler.
HAYRETTİN KARAMAN HOCA EFENDİNİN SORUYA CEVABI ŞU ŞEKİLDEDİR.
“Allah Rasulü (s.a.) kadınlarla musafaha yapılmasını haram kılmıştır. Ben bir bayanın elini tutmak zorunda kalırsam harama gireceğim” diyorsun. Peygamberimizin bunu haram kıldığına dair hadis yoktur. “Erkek, kendisiyle evlenmesi caiz olan bir kadınla tokalaşırsa, ahirette avucunun içine kızgın demir/cıva eriyiği konarak cezalandırılacağı”nı ifade eden söz hadis değildir, uydurmadır.
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Dinde yasak olan gurur, kibre götüren gururdur. Yoksa takdir ve beğeni manasında olan gururun bir sakıncası yoktur. Bu bakımdan “seninle gurur duyuyorum” sözünün bir sakıncası yoktur.
Ayette geçen “kafirler gurur içindedir” ibaresi, “onlar aldanmaktadır” anlamındadır.
alıntı
öncelikle kısaca kendimden bahsetmem gerekirse küçüklüğümden itibaren dini değerlerine önem veren bir çevrede yetiştim ve yaşıtlarıma kıyasla din konusunda biraz daha iyi eğitildim, bu dini bilgileri başlarda severek isteyerek öğrendim hatta daha fazlasını öğrenmek için çeşitli farklı kaynaklara da başvurdum. öğrendiğim herşey çok hoşuma gitti ve lise dönemimde din karşıtı bir çevrede olmama rağmen bunlara çok uzun süre inanıp savundum.pek çok arkadaşımı bu konuda çok iyi ikna ettim. ancak bir süre sonra kimsenin etkisi altında kalmadan bazı konuları düşünmeye başladım, sorguladığım birçok konu hakkında araştırmalar yapıp bilenlere danıştım ve kafamdaki soru işaretlerini giderdim.ancak kader ile ilgili şüphelerime hiç çözüm bulamadım. Birçok kişi tarfından saygı duyulan, önünde saygıyla durulan insanlarla dahi konuştum bu konuyu, aklımdaki soru işaretlerini onlarla da paylaştım fakat bu insanlar bile cevap veremedi, tek söyleyebildikleri “ona bizim aklımız ermez ” gibi basit saçma sapan bi kaçış cümlesi oldu.bende düşündüm ki imanın 5 şartından biri olan kadere iman konusunda bir insanın şüpheleri varsa , buna tüm kalbiyle açıklık getirip inanamamışsa hala bence bu kişi tam olarak Müslüman sayılmayabilir.sonuçta imanın şartı 5 değilmi? Bunlardan biri de kadere imansa ve tüm kalbinle tam anlamıyla bu konuya açıklık getiremeyip inanamıyorsan hala içinde şüpheler varsa, bu demektir ki 5 şarttan birine iman etmemişsin ve dolayısıyla da tam olarak Müslüman sayılmazsın. Bu sebeple kendimi yıllardır Müslüman olarak göremiyorum.Allaha karşı yakınlık hissediyorum fakat eğer bir dine mensup olmam gerekiyorsa, bu din, yukarıda saydığım sebeplerden ötürü (yani kadere iman edememiş olmam) Müslümanlık olamaz bence.
Şimdi kader konusundaki şüphelerime geleyim:
EŞLERİN KARŞILIKLI GÖREV VE SORUMLULUKLARI
Muhterem Müslümanlar!
İnsan neslinin devamını evlilik üzerine kuran Yüce Allah, kadına annelik, erkeğe de babalık mesuliyeti yükleyerek hayatın yükünü paylaştırmıştır. Karşılıklı sevgi, merhamet ve vefa duygusu vererek de bu birlikteliğin devamını sağlamıştır. Evlilik bir hayat arkadaşlığıdır. Arkadaşlık zorlukları paylaşmayı, maddi ve manevi her türlü yardımlaşmayı gerektirir. Evlilik bir dostluk antlaşması ve sadakat sözleşmesidir. Kurallarını Allah ve Rasulünün belirlediği, Kur’an-ı Kerim’de
Social Widgets powered by AB-WebLog.com.