<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İSLAMİ SORU CEVAPLAR</title>
	<atom:link href="http://www.islamisorucevap.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamisorucevap.com</link>
	<description>Dini Sorular ve Cevaplar Sizde Dinimiz Hakkında Sormak İstediklerinizi Hocamıza Sorun</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 11:41:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Zekat ve fitre kimlere verilir, kimlere verilmez?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir-kimlere-verilmez.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir-kimlere-verilmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 11:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[fitre]]></category>
		<category><![CDATA[fitre kimlere verilmez]]></category>
		<category><![CDATA[zekat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=1004</guid>
		<description><![CDATA[
Soru: Zekat ve fitrenin yoksula ödememiz gereken borçlarımız olduğunu biliyoruz. Ancak yakınlarımıza zekat, fitre verilmez diye bir hüküm olduğunu da duyuyoruz. Bu konularda bilgi verebilir misiniz?
Yakın akrabalardan kimlere zekat fitre verilmez, kimlere verilir?
Cevap: Anneye, babaya, dedeye, nineye; oğula, kıza, bunların çocukları olan torunlara zekat, fitre verilmez. Çünkü bunlar bir bakıma soframızın ortaklarıdırlar. Bunlara zekatla, fitreyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/ahmedsahin1.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/ahmedsahin1.jpg" alt="" title="ahmedsahin" width="50" height="50" class="alignleft size-full wp-image-1008" /></a></p>
<p>Soru: Zekat ve fitrenin yoksula ödememiz gereken borçlarımız olduğunu biliyoruz. Ancak yakınlarımıza zekat, fitre verilmez diye bir hüküm olduğunu da duyuyoruz. Bu konularda bilgi verebilir misiniz?<br />
Yakın akrabalardan kimlere zekat fitre verilmez, kimlere verilir?<span id="more-1004"></span></p>
<p>Cevap: Anneye, babaya, dedeye, nineye; oğula, kıza, bunların çocukları olan torunlara zekat, fitre verilmez. Çünkü bunlar bir bakıma soframızın ortaklarıdırlar. Bunlara zekatla, fitreyle değil de servetin kendisiyle bakılır, yabancı muamelesine maruz bırakılmaktan kaçınılır.</p>
<p>Bunların dışında zekat ve fitre verilecek yakınları da şöyle sıralamak mümkündür:</p>
<p>Evlenip başka aileye karışmış ihtiyaç sahibi kız kardeşe, ayrı ev kurmuş oğlan kardeşe, bunların çocukları olan yeğenlere, kayınpedere, kayınvalideye, damada, ihtiyaç sahibi geline, halaya, teyzeye, dayıya, bakıma muhtaç öğrencilere, bunlara bakan vekillerine, Pakistan&#8217;da sel felaketine uğrayan kardeşlerimize zekat ve fitre verilerek tüm ihtiyaç sahibi insanların imdadına koşmaya gayret edilir.</p>
<p>Soru: Zekatımızı verirken Pakistan&#8217;daki kardeşlerimiz gibi çok muhtaç yerlere gelecek senenin muhtemel zekatını da şimdiden verebilir miyiz?</p>
<p>Cevap: Evet, verebilirsiniz. Gelecek sene bu miktarı zekatınızdan düşebilirsiniz.</p>
<p>Soru: Zekat verirken kalpteki niyet yeterli midir? Yoksa alana bildirmek de gerekli mi?</p>
<p>Cevap: Kalpteki niyet yeterlidir. Dille söyleme mecburiyeti yoktur. Verilen kimseyi incitmeden &#8216;şunu bayram harçlığı yapın&#8217; gibi münasip bir sözle de verilebilir.</p>
<p>Soru: Bir işyerine ortağım. Hisse senetlerim var. Zekatımı nasıl vereceğim?</p>
<p>Cevap: Ortaklar kendi hisselerine ait olan miktarın zekatlarını kendi başlarına hesap edip verirler. Herkes kendi hissesinin sorumlusudur çünkü.</p>
<p>Soru: Dükkânımdaki malın zekatını verirken alış fiyatını mı, yoksa satış fiyatını mı esas alacağım? Tümünden mi yoksa sadece kazancından mı zekat vereceğim?</p>
<p>Cevap: Malın maliyet değerinden zekatını hesap edebilirsiniz, ayrıca kazancından değil, servetin tümünden zekat vereceksiniz.</p>
<p>Soru: Ticaret için değil de binme ihtiyacım için aldığım arabam var. Ayrıca oturduğum evim, kirada olan mülküm de mevcut. Bunların kendisine zekat vermem gerekir mi?</p>
<p>Cevap: Bindiğiniz arabaya, oturduğunuz evinize, kirası için beklettiğiniz mülkünüze zekat vermeniz gerekmez. Bunlar ticaret malı değil, kullanmak ve gelirinden geçinmek istediğiniz sabit mülklerinizdir. Varsa getirdiği kazancından zekat vermek gerekir. Şayet bunlar alıp satmak için bekletilen ticaret malı iseler o zaman değeri üzerinden zekata tabi olurlar. İşyerinde çalışan makine gibi demirbaşlara da zekat gerekmez.</p>
<p>Soru: 80 gramı geçen altın ziynetin sahibi olan hanım bunun zekatını verecek durumda olmadığı takdirde, ben de bu sene Şafii mezhebiyle amel ediyorum diye niyet edebilir mi?</p>
<p>Cevap: Şafii mezhebinde ziynetler kadının asli ihtiyacından sayıldığından dolayı zekata tabi değildir. Mecbur kalan Hanefi hanımlar ben de bu sene Şafii görüşüyle amel ediyorum diye niyet ederek ziynetlerini asli ihtiyaçlarından sayıp veremedikleri sene için borçluluk hissinden kurtulabilirler.</p>
<p>Soru: Zekat ve fitre vereceğim yoksul mutlaka dindar mı olmalıdır?</p>
<p>Cevap: Günahkâr Müslüman&#8217;a zekat fitre vermek caizdir. Ancak takva sahibi insanları öne almak da yanlış olmasa gerektir. Aldığı yardımı içki gibi harama harcayacağını sandığınız muhtacın evine yiyecek ve giyecek ihtiyaçları olarak vermek de isabetli bir tedbir olur.</p>
<p>Soru: Zekat ve fitre tek kişiye mi verilmeli, yoksa bölünerek de verilebilir mi?</p>
<p>Cevap: Fitre bölünmez. Çünkü 7 lira gibi küçük bir miktardan başlamaktadır. Ancak zekatın miktarı büyükse birkaç ihtiyaç sahibine taksim edilerek verilebilir.</p>
<p>Ayrıca: Aile içinde kendi adına serveti olan her zengin fert, kendi zekatının sorumlusudur. Ancak fitre öyle değildir. Fitrede aile reisi, aile fertlerinin tümünün fitresini vermekten sorumludur</p>
<p>www.zaman.com.tr ahmed Şahin<a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/ahmedsahin.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/ahmedsahin.jpg" alt="" title="ahmedsahin" width="50" height="50" class="alignleft size-full wp-image-1005" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir-kimlere-verilmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Peygamber&#8217;in Eğitim(ciliğ)ini Güncellemek</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/hz-peygamberin-egitimciligini-guncellemek.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/hz-peygamberin-egitimciligini-guncellemek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 15:37:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed sav]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizi anlamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=1001</guid>
		<description><![CDATA[Kur’an Hz. Peygambersiz düşünülebilir mi?
Hiç şüphesiz, Kur’an’ı, Hz. Peygambersiz düşünemeyiz. Hz. Peygamber (s.a.s.)’i anlamadan/tanımadan Kur’an’ı tanımak mümkün değildir. Onu ne kadar iyi tanırsak/anlarsak Kur’an’ı o kadar iyi anlayabiliriz. Varlığı/varoluşu anlamlandırmada çok önemli bir işleve sahip olan vahyi anlam(landırm)ada Hz. Peygamber (s.a.s.) kilit konuma sahiptir. Onu tanımadan, namazın nasıl kılınacağını bile bilemeyiz. Onun için M. Akif’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur’an Hz. Peygambersiz düşünülebilir mi?</p>
<p>Hiç şüphesiz, Kur’an’ı, Hz. Peygambersiz düşünemeyiz. Hz. Peygamber (s.a.s.)’i anlamadan/tanımadan Kur’an’ı tanımak mümkün değildir. Onu ne kadar iyi tanırsak/anlarsak Kur’an’ı o kadar iyi anlayabiliriz. <span id="more-1001"></span>Varlığı/varoluşu anlamlandırmada çok önemli bir işleve sahip olan vahyi anlam(landırm)ada Hz. Peygamber (s.a.s.) kilit konuma sahiptir. Onu tanımadan, namazın nasıl kılınacağını bile bilemeyiz. Onun için M. Akif’in dediği gibi Hz. Peygamber’e bütün bir beşeriyet borçludur. O, insanlık için büyük bir lütuftur: “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini arındıran, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermek suretiyle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur.” (Âl-i İmran,164)</p>
<p>Kur’an’ı anlama bağlamında çok önemli bir konumda olan “Hz. Peygamber’i doğru tanıma/anlama” işi, ciddi bir mesele olarak karşımızda durmaktadır. Birbirinden çok farklı, âdeta birbirini nakzeden Hz. Peygamber tasvirleri, sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır.</p>
<p>Hz. Peygamber’i tanıma çerçevesinde çok önemli bir boyut da onun eğitim(ciliğ)idir. Müslümanların dindarlıklarının gereği olarak onu örnek edinmesi (Ahzab, 21), eğitim konusunda da söz konusudur. Onu tanımadan örnek/model edinmek mümkün değildir.</p>
<p>Hz. Peygamber’in görevi</p>
<p>Kur&#8217;an’a göre Hz. Peygamber, sadece “tebliğ” göreviyle yükümlüdür: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. (Maide, 67) ”Ey Muhammed! “Sana yalnız tebliğ etmek düşer.” (Âl-i İmran, 20; Ra’d, 40; Nahl, 82) “Peygamberin görevi, sadece tebliğ etmektir.” (Maide, 99; Nahl, 35; Nur, 54; Ankebut, 18; Teğabun, 12)</p>
<p>Terim olarak tebliğ, peygamberin, Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara ulaştırmasıdır. Bu, her peygamberin vazgeçilmez niteliklerinden biridir. Ulaştırmaya konu olan/ulaştırılan şey, bir bilgi, bir haber, bir mesaj ise o zaman eğitim/öğretim söz konusudur. Nitekim, tebliğ kelimesine bazı sözlükler öğretmek anlamını da vermişlerdir. (Mesela bk. Komisyon, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Tebliğ md.)</p>
<p>Tabii ki tebliğ, bir mesajın birtakım ifade kalıplarına dökülerek muhataba rasgele duyurulması demek değildir. Bir mesaj/bir bilgi, eğer muhatap tarafından doğru anlaşılmış, doğru kavranmış ise ona ulaşmış demektir. “Doğru anlaşılması”ndan maksat, kaynak kişinin anladığı anlamın aynısını, alıcı kişinin anlamasıdır. İletilmesi düşünülen mesajın anlamı, kaynakla alıcı arasında ortak kılınmamışsa, o ulaştırılamamış demektir. Kısacası, kaynak kişi ile alıcı arasında iletişim sağlanmadıkça “tebliğ” gerçekleşmiş olmaz. Şu halde tebliğ, bir iletişimdir, diyebiliriz.</p>
<p>Tebliğ-eğitim ilişkisi</p>
<p>Meseleye böyle yaklaşınca tebliğin, bir eğitim-öğretim işi olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Zira eğitim-öğretim etkinliği, bir iletişim işidir. Eğitim-öğretim süreci, kaynak (öğretmen-eğitimci) ile alıcı (öğrenci) arasında iletişimin gerçekleştirilmesi sürecinden ibarettir. (Bk. Küçükahmet, 1986: 13.; Alkan, 1979: 32-3.)</p>
<p>Kaldı ki, Kur&#8217;an, sadece “tebliğ” etmekle yükümlü bulunduğunu bildirdiği peygamberi, “öğretici ve eğitici” olarak nitelendirmekte; onun yaptığı işin, bir öğretim ve eğitim faaliyeti olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: “Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti öğreten, size bilmediklerinizi öğreten bir rasul gönderdik.” (Bakara, 151) “O (Allah), ümmîlerin arasından kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir.” (Cuma, 2; Ayrıca bk. Bakara, 129; Âl-i İmran, 164)</p>
<p>Ayrıca, birçok ayette, peygamberin, “doğru yolu gösteren bir rehber” olduğu (Şûra, 52) vurgulanıyor; Allah’a, Allah’ın yoluna davet ettiği, aydınlatıcı olduğu belirtiliyor. (Bk. Ahzab, 45-6) Birçok ayette de onun, “bir uyarıcı, hatırlatıcı, dikkat çekici” olarak takdim edildiğini görüyoruz: “Hatırlat, uyar! Gerçekten hatırlatmak müminlere fayda verir.” (Zariyat, 55)</p>
<p>Bütün bunlar, eğitim-öğretim faaliyetinin içindeki işlerdir ve bu nitelikler, bir eğiticinin, bir öğreticinin nitelikleridir. Dolayısıyla bütün bu anlamdaki ayetler, peygamberin tebliğ görevinin, tamamen bir eğitim-öğretim görevi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in  ayetleri açıklama, inzar etme, tebşir etme, örnek olma gibi bütün yaptıkları, aslında tebliğin dışında işler/görevler değil; tam aksine tebliğin kapsamı içinde yer alan işlerdir.</p>
<p>Kaldı ki Hz. Peygamber (s.a.s.)’in  bizzat kendisi de vurgulu bir ifadeyle, “Ben, ancak ve ancak muallim olarak gönderildim.” (İbn Mace, Mukaddime, 17, No: 229; Ayrıca bk. Muslim, Talak, 4) buyurarak bu temel görev ve niteliğini açıkça belirtmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.), tebliğ görevini, tamamen bir eğitim-öğretim faaliyeti olarak gerçekleştirmiştir.</p>
<p>Hz. Peygamber’i eğitimde örnek edinme</p>
<p>Bugün din eğitimi faaliyetini yürütenler, yani İslam’ın öğretisi doğrultusunda bireylerde davranış değişikliği sağlama sürecini düzenlemeye çalışanlar, Hz. Peygamber’i elbette örnek almak durumundadırlar. Dikkat edilirse, onun eğitimciliğini taklit etmekten değil de örnek almaktan söz ediyoruz. Onun eğitime ilişkin söz ve uygulamalarını doğru anlam(landırm)adan örnek almak mümkün değildir. Bunun için şöyle iki yönlü bir yolculuk ve bu yolculukla birlikte hem tarihe hem de günümüze ilişkin fikrî ve ilmî bir çaba içine girmek gerekmektedir:</p>
<p>Hz. Peygamber dönemine yolculuk</p>
<p>Önce Peygamber Efendimiz’in yaşadığı döneme gitmek gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, içinde yaşadığı fizikî ve sosyal çevreyi ve o çevrenin bütünlüğü içinde onun hayatını tanıma, onun hayatının bütünlüğü içinde eğitim-öğretime ilişkin söz ve uygulamalarını anlamlandırmak suretiyle kavrama, ön şarttır. Bu anlama/kavrama, Hz. Peygamber’e ait olduğundan emin olunan söz, tutum ve davranışların, kendi bağlamları içinde ne anlama geldiklerini, insanlara vermek istediği asıl mesajın ne olduğunu fark etmeyi içermektedir. Böyle bir anlamlandırma, onların ne kadarının, hangi kısımlarının, kültürel/yöresel/dönemsel/konjonktürel olduğunu ve ne kadarının, hangi kısımlarının da zaman aşımına uğraması mümkün olmayan kalıcı öz veya o öze ilişkin olduğunu ayırma imkânı da sağlayacaktır.</p>
<p>Geleneği tanıma</p>
<p>Bu yapıldıktan sonra tekrar günümüze doğru yolculuğa çıkılacaktır. Günümüze doğru yolculukta, on beş asırlık geleneği tanıma çalışmaları yapmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süreçte, çok farklı dönem ve yörelerde yaşamış olan Müslümanların, Hz. Peygamber’in eğitime ilişkin söz ve uygulamalarını nasıl anlayıp yorumladıkları, onları uygulamaya nasıl yansıttıkları tespit edilecektir. Bu tespitlerden hareketle, dönemden döneme, yöreden yöreye farklılıklar arz eden bu geleneği kendi şartları içinde sorgulayıp anlamlandırmak ve Hz. Peygamber’in sünnetine ve Kur’an’a uygunluğunu irdelemek gerekmektedir. Geleneksel birikimin, sünnetle ne kadar uyum içinde olduğu hususu, ciddiyetle sorgulanmalıdır. Burada merhum Canan Hoca’nın şu tespitiyle yetinelim:</p>
<p>“Klasik kitaplarımızda tedvin edilen İslam ahlakı ile sünnetin âmir olduğu İslam ahlakı her noktada birbirinin tamamen aynı değildir. Menşeini bir kısım hikemiyattan, etibba sözlerinden, durûb-ı emsalden, müneccimlikten, ferdî anlayış ve izahlardan, bir devrin görüşünü aksettiren vecizelerden, daha fenası mevzu olduğu kabul edilen hadislerden alan meseleler, çoğu kere, “hadis” olarak, bazen da “âdâbtan” olarak çeşitli kitaplara girmişlerdir.” (Canan, 1984:13) Söz gelimi, hadis olarak rivayet edilen “Kadınlara yazı yazmayı öğretmeyin&#8230;” sözü gelenek içinde öylesine benimsenmiş ki asırlarca kız çocuklarının/kadınların eğitimi konusunda Müslümanların tutum ve davranışlarını belirleyici rol oynamıştır. (Bu sözün eleştirel değerlendirmesi için bk. Canan, age., 351-59)</p>
<p>Günümüze uyarlama</p>
<p>Geleneksel birikim bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilip anlamlandırıldıktan sonra günümüze gelinecektir. Çağımızın şartları ve imkânları çok iyi tanındıktan sonra bu şart ve imkânlar çerçevesinde, Hz. Peygamber’in o söz ve davranışlarının içerdiği özün/asıl mesajın açılımının nasıl yapılacağı, nasıl somutlaştırılıp güncelleştirileceği hususu üzerinde çalışılacaktır. O kutlu sözler, bugünün insanı için ne demektedir? Kutlu Peygamber’in o söz, tutum ve davranışlarıyla dile getirilmeye çalışılan hakikatlar/her çağın insanına hitap eden mesajlar, bugün nasıl formatlanabilir, hangi davranış kalıplarıyla ortaya konabilir? Bu ve benzeri sorular sorulup güncel cevapları bulunacaktır.</p>
<p>Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini güncellemeye çalışırken sünnetin ve Kur’an’ın bütünlüğü yanında bunların anlaşılması amacıyla oluşmuş geleneksel birikim göz ardı edilmeyeceği gibi çağdaş bağlamı iyi tanımak ve çağdaş bilimsel verilerden yararlanmak da kaçınılmazdır. İnsanın eğitimi söz konusu olduğundan dolayı, özellikle insan bilimlerinden ve bunların içinde öncelikle psikoloji ve eğitim bilimlerinden yararlanmak şarttır. Çünkü bunlardan yararlanarak Hz. Peygamber’in mesajı tahlil edilip ayrıntılandırabilir, günlük hayatla irtibatlandırarak uygulanabilir hale getirebiliriz.</p>
<p>Örnek edinme, fikrî ve ilmî çabayı gerektirir</p>
<p>Görüldüğü gibi Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini örnek edinme işi, oldukça yoğun ve nitelikli bir ilmî ve fikrî çabayı gerektirmektedir. Zira son tahlilde, hemen yanıbaşımızda olmayan, tarihe mal olmuş bir peygamberin hayatı, sözleri, tutum ve davranışları söz konusudur. Ayrıca, onlara ilişkin, her dönemde ve her yöredeki Müslümanların kendi kültürel birikimlerinin ve kendilerini kuşatan şartların elverdiği ölçüde ortaya koydukları yorumlar ve uygulamalar var ve bunlar da tarihe mal olmuşlar. Bunları anlam(landırm)ak ve sonra onları günümüz insanının hayatıyla ilişkilendirerek bütünleştirmek suretiyle kullanılabilir hale getirmek, eğitsel sorunlara yaklaşımda Hz. Peygamber’i günümüz insanının model almasının yolunu açmak ciddi bir çaba gerektirmektedir. Gelecek yazıda örnekler üzerinden konuya devam edeceğiz.</p>
<p>KAYNAKLAR<br />
ALKAN Cevat, Eğitim Ortamları Ankara, 1979.<br />
CANAN İbrahim, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, 3. bs., Cihan yay. İstanbul, 1984.<br />
KÜÇÜKAHMET Leyla, Öğretim İlke ve Yöntemleri, 2. bs., Ankara, 1986.<br />
 Prof. Dr. M. Şevki Aydın<br />
                                                                                                    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/hz-peygamberin-egitimciligini-guncellemek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>cuma Namazı Bayanlara Farzmıdır?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/cuma-namazi-bayanlara-farzmidir.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/cuma-namazi-bayanlara-farzmidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 08:44:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[cuma namzı]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=997</guid>
		<description><![CDATA[
Euzubillahiminesseytanirracim Bismillehirrahmenirrahim
9- Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah&#8217;ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır (cum&#8217;a suresi /9)
Bir kisim insan  bu ayete dayanarak kadinlara cuma namazinin farz oldugu sayiliyoryor.
gorusleri leri ise su; bu ayetin mealinde ALLAH azze ve celle  ey iman edenler diyor.iman eden kimdir diyorlar.iman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/oruçum.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/oruçum-150x150.jpg" alt="" title="oruçum" width="100" height="100" class="alignleft size-thumbnail wp-image-998" /></a><br />
Euzubillahiminesseytanirracim Bismillehirrahmenirrahim</p>
<p>9- Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah&#8217;ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır (cum&#8217;a suresi /9)<span id="more-997"></span></p>
<p>Bir kisim insan  bu ayete dayanarak kadinlara cuma namazinin farz oldugu sayiliyoryor.<br />
gorusleri leri ise su; bu ayetin mealinde ALLAH azze ve celle  ey iman edenler diyor.iman eden kimdir diyorlar.iman eden kadin ve erkektir diyorlar.bu yuzden neden yanliz erkege farz olsun;kadininda iman edeni var erkeginde diyorlar</p>
<p>el-cevap  : Ayeti kerimeyi Hz.Muhammed&#8217;in aleyhi selatuvessellem uygulamasiyla anlayabiliriz..</p>
<p>Bir hadis-i serifte, &#8220;Hurriyetine sahip olmayan kole, kadin, cocuk ve hasta mustesna olmak uzere, cemaatle cuma namazi kilmak, her musluman uzerinde vacip bir haktir.&#8221; (Ebu Davud, Salat, 168, Hadis No:1O67; BeyhekÃ½, III, 172) buyurulmustur. </p>
<p>Bu itibarla kadinlar cuma namazi ile yukumlu degildir</p>
<p>Eksik birsey yazmissam Rabbim in affina siginirim </p>
<p>Vacib:</p>
<p>Farz kadar kesin olmamakla beraber kuvvetli bir delil ile yapilmasi emredilen seye vacib denir..</p>
<p>Vacibin Hukmu: </p>
<p>Vacipleri yapan sevab kazanir. ozursuz olarak yapmayana azap gerekir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/cuma-namazi-bayanlara-farzmidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Riya Nedir?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/riya-nedir.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/riya-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 14:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriş]]></category>
		<category><![CDATA[riya]]></category>
		<category><![CDATA[riya nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=994</guid>
		<description><![CDATA[
Riya gösteriş yapmak ikiyüzlülük etmek anlamına gelmektedir.riyakar ise ikiyüzlü murai kimse demektir.Allah cc ayette şöyle buyurur:ey muhammed !dini yalan söyleyeni gördünmü?öksüzü kakıştıran yoksulu doyurmaya yanaşamayan kimse işte odur.Vay namz kılanların halineki onlar kıldıkları namzdan gafildirler.onlar gösteriş yaparlar.onlar (eğreti)olarak basit şeyleridahi vermezler,
Riya çeşitleri:
beden ile riya
kılık kıyafet ile riya
sözle yapılan riya
amel ile yapılan riya
Arkadaşlar ve ziyaretlerde yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/riya.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/09/riya-150x150.jpg" alt="" title="riya" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-995" /></a><br />
Riya gösteriş yapmak ikiyüzlülük etmek anlamına gelmektedir.riyakar ise ikiyüzlü murai kimse demektir.Allah cc ayette şöyle buyurur:ey muhammed !dini yalan söyleyeni gördünmü?öksüzü kakıştıran yoksulu doyurmaya yanaşamayan kimse işte odur.Vay namz kılanların halineki onlar kıldıkları namzdan gafildirler.onlar gösteriş yaparlar.onlar (eğreti)olarak basit şeyleridahi vermezler,<br />
Riya çeşitleri:<br />
beden ile riya<span id="more-994"></span><br />
kılık kıyafet ile riya<br />
sözle yapılan riya<br />
amel ile yapılan riya<br />
Arkadaşlar ve ziyaretlerde yapılan ziyaretler<br />
bu şekilde riyalar bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/riya-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zekât ve Fitre Kimlere Verilir?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir-2.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[fitre kimlere verilir]]></category>
		<category><![CDATA[zekat kimlere verilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=992</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan ayı, hayırların sevabının yedi yüze kadar yükseldiği aydır
Bu sebeple, zekât bu ayda verildiği gibi, fitre de yine bu ayda verilmektedir
Her iki ibâdet de malî ibâdet cinsinden olduğundan bunlarda bir de yardım mânâsı vardır
Bu yardımlar kimlere yapılır, kimlere yapılmaz? Yâni gerek zekât, gerekse fitre kimlere verilir, kimlere verilmez?
Sualin cevabı, alâkalı kitaplarımızda izah edilmiştir Cevap teşkil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, hayırların sevabının yedi yüze kadar yükseldiği aydır<br />
Bu sebeple, zekât bu ayda verildiği gibi, fitre de yine bu ayda verilmektedir<br />
Her iki ibâdet de malî ibâdet cinsinden olduğundan bunlarda bir de yardım mânâsı vardır<br />
Bu yardımlar kimlere yapılır, kimlere yapılmaz? Yâni gerek zekât, gerekse fitre kimlere verilir, kimlere verilmez?<br />
Sualin cevabı, alâkalı kitaplarımızda izah edilmiştir Cevap teşkil edecek kısımlarını sıralayacak olursak şöyle diyebiliriz <span id="more-992"></span><br />
Gerek zekât, gerekse fitre şunlara verilmez:<br />
1 — Anneye,<br />
2 — Babaya,<br />
3 — Nineye,<br />
4 — Dedeye,<br />
5 — Oğullara, kızlara, bunların çocuklarına, yâni, torunlara<br />
Çünkü bunlar yakınlardır Elinde imkânı bulunan kimse bunlara bakıp beslemekle mükelleftir Bunlara verilen zekât ve fitrenin menfaati bir bakıma yine kendine âit demektir Halbuki, yardımın gayesi bir cebinden çıkarıp diğer cebine koymak olmayıp, uzaklara ulaştırmaktır Bundandır ki, kocası karısına zekât ve fitre veremez Çünkü menfaat yine kendine dönmektedir Zira o hanımın masrafını kocası zekâtsız karşılamakla mükelleftir<br />
— Sayılan bu yakın akrabalara zekât ve fitre verilemeyeceğini öğrenmiş olduk Bunların dışında hangi akrabalara zekât ve fitre verilebilir?<br />
CEVAP:<br />
— Zekât ve fitre verilirken bir sıra takip edilmiştir Kitaplardaki bu sırayı şöyle nakledebiliriz:<br />
1 — Önce başka aileye karışmış kız kardeşlere<br />
2 — Sonra, ayrılmış oğlan kardeşlere (Tabiî ki muhtaçlarsa)<br />
3 — Bunların çocuklarına Yâni yeğenlere<br />
4 — Amcalara, dayılara Bunların çocuklarına<br />
5 — Halalara, teyzelere Bunların çocuklarına Ve bunlardan sonra akraba olmayan muhtaç konu komşuya<br />
İslâm’a hizmet için gayret sarfeden hizmet ehillerine<br />
Bunlara münasip miktar verildikten sonra artan bir miktar varsa, onu da uzaklarda bulunan diğer yakınlara ve hizmet ehillerine göndermek mekrûh olmaz Ancak, servetin kazanıldığı yerin muhtaçları ihmal edilir de uzaklara gönderilirse, bunun mekrûh olacağı alâkalı eserlerde kayıtlıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş ve ay tutulmasında niçin namaz kılınır?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/gunes-ve-ay-tutulmasinda-nicin-namaz-kilinir.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/gunes-ve-ay-tutulmasinda-nicin-namaz-kilinir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 12:50:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=990</guid>
		<description><![CDATA[Güneş ve ay tutulmasında ikişer rekât nafile namaz kılmak, tutulmaları önlemek, yahut gidermek için değildir. Belki bu hâdiseler, böyle ibadetlerin vakitleri olmasındandır. Nasıl güneş göğün tam ortasına gelince öğle namazının vakti geldi, diyor, namaz kılıyorsak; güneş tutulunca, yahut Ay kapanınca da, Resûlüllaha uyarak iki rekât namaz kılıyor dünyayı ve kâinatı vaz ettiği kanunlarıyla idare eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ve ay tutulmasında ikişer rekât nafile namaz kılmak, tutulmaları önlemek, yahut gidermek için değildir. Belki bu hâdiseler, böyle ibadetlerin vakitleri olmasındandır. Nasıl güneş göğün tam ortasına gelince öğle namazının vakti geldi, diyor, namaz kılıyorsak; güneş tutulunca, yahut Ay kapanınca da, Resûlüllaha uyarak iki rekât namaz kılıyor dünyayı ve kâinatı vaz ettiği kanunlarıyla idare eden Rabbimize hamd ve şükürler ediyoruz. <span id="more-990"></span></p>
<p>Kaldı ki, iki rekât namaz kılma sünneti, sadece bu iki hâdiseye münhasır değildir. Bütün felâketlerde, sel, yangın, zelzele ve düşman tehlikesi gibi hallerde Allah&#8217;a yönelmek, maruz kalınan bu gibi afetlerden ümmet-i Muhammedi korumasını niyaz etmek de sünnettendir. Her türlü beşerî tedbirlerin yok olup, tesirsiz kaldığı zamanlarda Rabbimizden medet umup, imdat istemek en güzel ve zaruri bir ilticadır. Başka ümit kapısı, imdat yeri de yoktur zaten. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/gunes-ve-ay-tutulmasinda-nicin-namaz-kilinir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahlak Nedir?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/ahlak-nedir.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/ahlak-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 12:02:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=987</guid>
		<description><![CDATA[
Ahlak lugat bakımından hulk kelimesinin çoğuludur,ahlak:nefiste iyice yerleşen bir melekedir.fiil ve davranışlar fikri davranışlar fikri bir zorlamaya ihtiyaç olmadan bu melek sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar, bu tariften ahlakın bir meleke olduğunu anlıyoruz.ahlak üzerine çok tarifler yapılmıştır bunlarda bir kaçı şöyledir
1)Acemiyetin vermiş olduğu kıymet hükmleridir
2) ahlak nefsin sağlık bilgisidir
3)ferit kama göre:insaniyet kaidelerinden birisidir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/ahlak.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/ahlak-150x150.jpg" alt="" title="ahlak" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-988" /></a><br />
Ahlak lugat bakımından hulk kelimesinin çoğuludur,ahlak:nefiste iyice yerleşen bir melekedir.fiil ve davranışlar fikri davranışlar fikri bir zorlamaya ihtiyaç olmadan bu melek sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar<span id="more-987"></span>, bu tariften ahlakın bir meleke olduğunu anlıyoruz.ahlak üzerine çok tarifler yapılmıştır bunlarda bir kaçı şöyledir<br />
1)Acemiyetin vermiş olduğu kıymet hükmleridir<br />
2) ahlak nefsin sağlık bilgisidir<br />
3)ferit kama göre:insaniyet kaidelerinden birisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/ahlak-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/30-agustos-zafer-bayrami.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/30-agustos-zafer-bayrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 15:31:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=984</guid>
		<description><![CDATA[
Tarihte meydana gelen olaylar sebep, sonuç ve amaçları itibariyle mana kazanır. Her milletin tarihinde bağımsızlıkları için ödediği bir takım bedeller ve bunların karşılığında Allah’ın lutfettiği mükâfatlar vardır. Milletimizin tarihe altın harflerle yazdığı destanlardan biri de 30 Ağustos Zafer’idir.  Ecdadımız o gün, dinini, ırzını ve vatanını çiğnetmemek için canlarını hiç çekinmeden feda ederek büyük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/agostosbayram.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/agostosbayram-150x150.jpg" alt="" title="agostosbayram" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-983" /></a></p>
<p>Tarihte meydana gelen olaylar sebep, sonuç ve amaçları itibariyle mana kazanır. Her milletin tarihinde bağımsızlıkları için ödediği bir takım bedeller ve bunların karşılığında Allah’ın lutfettiği mükâfatlar vardır. Milletimizin tarihe altın harflerle yazdığı destanlardan biri de 30 Ağustos Zafer’idir.  Ecdadımız o gün, dinini, ırzını ve vatanını çiğnetmemek için canlarını hiç çekinmeden feda ederek büyük bir zafere imza attılar.<span id="more-984"></span> Bu vesileyle bizler de 30 Ağustos gününü zafer bayramı olarak kutlamaktayız. 30 Ağustos’u zafere dönüştüren ruhu çok iyi kavramalıyız. Çünkü çocuklarımıza tarihlerini doğru bir şekilde anlatmak zorundayız. Bu meselede bize düşen, zaferlerle öğünmekten ziyade bizleri söz konusu zaferlere götüren ruh ve şuuru iyi kavramaktır.</p>
<p>Değerli Cemaat!<!--more--></p>
<p>Birinci Dünya savaşından sonra topraklarımız yedi düvel tarafından adeta paylaşılmıştır. Fakat yüreklerinde bağımsızlık ruhu taşıyan ecdadımız bu haksızlığı ve esareti kabullenmemiş, topyekûn bir mücadele başlatmıştır. Bu mücadelenin tek hedefi vardı, o da istiklâlimizi kazanmaktı.</p>
<p>Elbette savaş istenen bir şey değildir. Ancak şerefli bir hayat sürdürebilmenin şartı, vatan, millet ve mukaddesat uğrunda can verebilmeyi göze almaktır. Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de: “Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, öldürülürler…)[1] buyurarak namus ve mukaddes değerleri için savaşanlara, canları karşılığında cennetini vaat etmiştir.</p>
<p>Kıymetli Müminler!</p>
<p>Ancak kuvvetli iman sahibi insanlar büyük zaferlere erişebilirler.  Ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizlersiniz.”[2] Ecdadımız bu duygu ile hareket etmeseydi, elbette şu anda bu topraklarda esaret altında olacaktık. 30 Ağustos zaferi, büyük imkânlar içerisinde ve kolay bir şekilde kazanıldı sanılmasın. Milletimiz büyük yokluklar içerisinde bu zaferi kazandı.</p>
<p>Muhterem Müslümanlar!</p>
<p>Yaşanan acıları tekrar yaşamamak ve tarihten ibret almak gerekir. 30 Ağustos zaferinden çıkaracağımız ders; imanın gücü, birlik beraberlik ruhu ve gelecek nesillere yaşanılır bir toprak bırakmak için verilen mücadele azmidir. </p>
<p>Ecdadımız bu zaferi, ezanımızı susturmamak ve bayrağımızı ayaklar altına aldırmamak için kazandı. Bu mücadeleye memleketimizin dört bir yanından vatansever kahramanlar katılmıştır.  Bizler yine aynı birlik ve beraberlik ruhu ile nice başarılara koşabiliriz.  Çünkü bu zaferde, iman küfre, cesaret korkaklığa ve birlik parçalanmışlığa galip gelmiştir.</p>
<p>Bizlere bu güzel vatanımızı emanet eden ecdadımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar ediyoruz. Bu vesile ile canlarını ve kanlarını feda ederek milletimize hür bir vatan bırakan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz.</p>
<p>Hutbemizi Peygamber Efendimizin bir hadisiyle bitirmek istiyorum:  “Kim Allah’ın dininin üstün gelmesi için gayret ederse o Allah yolundadır”  [3]</p>
<p>Muhterem Cemaat</p>
<p>İstanbul Müftülüğümüzden gelen iki konuda bilgi arz etmek istiyorum. Geçen Cuma’da İstanbul camilerimizden Pakistan için 5 milyon TL civarında yardım toplandı. Ancak bildiğiniz gibi afet çok büyük…  O yüzden bu gün de ülke çapında camilerimizde yardım kampanyası açıldı. Bu gün sizlerden daha fazla fedakarlık bekliyoruz. Ayrıca zekat ve fitrelerinizi Pakistan’lı afetzedelere yardım amacıyla Türkiye Diyanet Vakfı tarafından açılmış olan özel hesap numaralarına yatırabilirsiniz.</p>
<p>Allah hayırlarınızı kabul etsin. </p>
<p>Diğer bir konu da camilerimizde Kur’an ziyafeti… Bizim hafızlarımız yanında Mısır, Suriye, İran ve Sudan’dan misafir hafızlarımız olacak. Bunların da katılımıyla 29 Ağustos Pazar günü öğle namazından sonra Sultanahmet Camii, aynı gün akşam namazından sonra Eyüp ve Şirinevler Ulu Camide, 30 Ağustos Pazartesi günü öğle namazından sonra Maltepe İlçesi Merkez Camii, aynı gün akşam namazından sonra Üsküdar İskele Camii ve Ümraniye Medine Camiinde Kur’an ziyafeti sunulacaktır. Yüce Rabbimiz rızasına muvafık eylesin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/30-agustos-zafer-bayrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değer Yargıların Özellikleri Nelerdir?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/deger-yargilarin-ozellikleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/deger-yargilarin-ozellikleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 12:23:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[değer yargıları]]></category>
		<category><![CDATA[dini soru]]></category>
		<category><![CDATA[islami soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[
1.Bireyin bilincinde er alan ve davranışlarını yönlendirn ilkedir
2.Bireylerin iyiliği için olduğuna ve toplumun ihtiyacına karşıladığına inanılan ölçülerdir
3.sadece bilinci değil ,duygu ve heyecanları da ilgilendiren yargılardır
4değer,normu içerir.Değerlerin normlardan farkı ,normlardan daha genel ve soyut nitelik taşımasıdır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/dogru-musteri-degeri.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/dogru-musteri-degeri-150x150.jpg" alt="" title="dogru musteri degeri" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-981" /></a><br />
1.Bireyin bilincinde er alan ve davranışlarını yönlendirn ilkedir<br />
2.Bireylerin iyiliği için olduğuna ve toplumun ihtiyacına karşıladığına inanılan ölçülerdir<br />
3.sadece bilinci değil ,duygu ve heyecanları da ilgilendiren yargılardır<span id="more-980"></span><br />
4değer,normu içerir.Değerlerin normlardan farkı ,normlardan daha genel ve soyut nitelik taşımasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/deger-yargilarin-ozellikleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zekat ve Fitre Kimlere Verilir?</title>
		<link>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir.html</link>
		<comments>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 03:39:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>simal25</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[fitre zekat kimlere verilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisorucevap.com/?p=977</guid>
		<description><![CDATA[
Bu itibarla biz de bugün aynı konuyu işleyecek, zihinleri meşgul eden bu mühim soruları cevaplamaya çalışacağız. 
Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman&#8217;ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir. Bu sebeple İslam&#8217;la ilgisi olmayanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünebilirler, kendilerini kurtardıktan sonra başkalarının sıkıntısını hesaba katmayabilirler. Hatta &#8216;altta kalanın canı çıksın&#8217; tekerlemesiyle çevrelerine ilgisiz de kalabilirler. Ama Müslüman böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/ramazan-da-fitre-asgari-7-lira-olarak-belirlendi.jpg"><img src="http://www.islamisorucevap.com/wp-content/uploads/2010/08/ramazan-da-fitre-asgari-7-lira-olarak-belirlendi-150x150.jpg" alt="" title="ramazan-da-fitre-asgari-7-lira-olarak-belirlendi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-978" /></a></p>
<p>Bu itibarla biz de bugün aynı konuyu işleyecek, zihinleri meşgul eden bu mühim soruları cevaplamaya çalışacağız. </p>
<p>Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman&#8217;ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir. Bu sebeple İslam&#8217;la ilgisi olmayanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünebilirler, kendilerini kurtardıktan sonra başkalarının sıkıntısını hesaba katmayabilirler. Hatta &#8216;altta kalanın canı çıksın&#8217; tekerlemesiyle çevrelerine ilgisiz de kalabilirler. Ama Müslüman böyle diyemez ve çevresine böyle ilgisiz kalamaz. <span id="more-977"></span></p>
<p>İman ettiği İslam, ona mükellefiyetler yükler ve buyurur ki: </p>
<p>- Senin ekonomik durumun iyidir. Dinen zengin sayılmaktasın. Öyle ise servetinin kırkta birini ayırıp çevrende gördüğün ihtiyaç sahiplerine Allah&#8217;ın emri olarak vereceksin. Hem öylesine vereceksin ki; sen verdiğin için minnet etmek şöyle dursun, onlar aldığı için minnet duyacaksın, seni borçtan kurtardıkları için teşekkür etme ihtiyacı hissedeceksin. </p>
<p>Evet, İslam, Müslüman&#8217;ı işte böylesine çevresine ilgi gösteren sosyal insan yapar, örnek insan haline getirir&#8230; </p>
<p>İslam&#8217;ın Müslüman&#8217;a yüklediği bu yardım yükümlülüğü bilhassaRamazanayında daha çok gündeme gelmektedir. Zenginler bu ayda servetlerini hesap ederler, zenginlik sınırına ulaşmışlarsa kırkta birini ayırıp ihtiyaç sahibi din kardeşlerine verme mutluluğu yaşarlar. </p>
<p>Ayrıca aile bireylerinin fitresini de hesap ederler. Her bir aile ferdi adına bir fitre vermeyi, var oluş sadakası olarak borç bilirler. </p>
<p>Ancak, bu yardımda dikkat edecekleri hususlar vardır. Çevresindeki ihtiyaç sahiplerinden kimileri yakın akraba, kimileri de uzak akraba, konu komşu olabilirler. Bunları ayırmaya ise ihtiyaç vardır. Çünkü yakın akrabaya zekat, fitre verilmez. Verirse zekat, fitresini sanki bir cebinden çıkarıp öbür cebine koymuş gibi olur. Vermemiş durumuna düşer. Öyle yanılgıya düşmemek için kimlere zekat, fitre verilip kimlere verilmeyeceğini bilmesi gerekir. </p>
<p>Nitekim zekat ve fitre, sayacağımız şu yakınlara verilmez. Zira bunlar kendisinin çok yakınlarıdır. Onları zekatla, fitreyle değil de servetin kendisiyle desteklemeli, kendi aile bireylerinden birileri olarak kabul etmelidir. Bu ortakları da şöyle sıralamak mümkün olabilir: </p>
<p>- Anne, baba, nine, dede, oğullar, kızlar, bunların çocukları olan torunlar&#8230; Bunlara zekat, fitre verilmez! </p>
<p>Bunlar yabancı değil, servetin sanki ortağıdırlar. Zekatla, fitreyle değil servetin kendisiyle korumaya alınmalıdır. Şayet ihtiyaçları varsa&#8230; </p>
<p>Bunların dışında zekat ve fitre verilecek uzak akrabalarla konu komşuları da şöyle sıralamak mümkündür: </p>
<p>- Evlenerek başka aileye gitmiş ihtiyaç sahibi kız kardeşlere, ayrılmış oğlan kardeşlere, bunların çocuklarına, yani yeğenlere, amcalara, dayılara, bunların çocuklarına, hala ve teyzelere, kayınvalideye, kayınpedere, damada, geline ve akraba olmayan diğer ihtiyaç sahipleri konu komşuya, ihtiyaç sahibi öğrencilere zekat ve fitre verilmelidir&#8230; </p>
<p>Bir de servetin kazanıldığı yerin bekleyen muhtaçlarına&#8230; </p>
<p>Bu itibarla, bulunulan yerdeki yoksullar sizden bir şeyler beklerken başka yerlere göndermek (caiz olsa da) münasip görülmeyebilir. Öyle ise sizden bir şeyler bekleyenlerin ihtiyaçları karşılanır. Sonra çok münasip görülen uzaklara da gönderilebilir. Yeter ki gönderilen bu kimseler tam ihtiyaç sahibi olsunlar. Bayramdan önce ellerine geçerek bayramın mutluluğunu birlikte yaşama imkanına onlar da kavuşsunlar. </p>
<p>Daha doğrusu, bayram sevincinde hep beraber olalım. İçimizde üzgünler, dargınlar, kırgınlar kalmasın. Yardımların hikmeti de budur zaten. Hep birlikte sevinmek&#8230; Bir taraf ihtiyaçlarını karşılamış, huzur içinde bayram yapıyor, diğer taraf ise sıkıntılar içinde kıvranıyor, sonra bir arada bayram yapıyoruz&#8230; Bu, İslam&#8217;ın mesajına, Müslüman&#8217;ın merhamet ve şefkatine de uygun düşmez. Ağlayanlarla gülenler yan yana bayram yapamaz. Ya birlikte ağlayacağız ya da birlikte güleceğiz. </p>
<p>Çünkü biz Müslüman&#8217;ız&#8230; İslam, bize bu tebliği ve telkini yapmakta, biz de Müslümanlığı böyle anlamaktayız&#8230;</p>
<p>AHMET ŞAHİN- ZAMAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisorucevap.com/zekat-ve-fitre-kimlere-verilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
